Zihinsel hastalıklar, başkalarının eylemleri nasıl algıladığımızı haklı olarak etkilerler. İki farklı senaryo düşünün. İlk senaryoda, birisi araba sürerken epileptik olmayan bir nöbet geçirdiğinden size çarpıyor. Geçirdiği nöbet ise teşhis edilmemiş bir kaygı bozukluğundan kaynaklanıyor (bundan önce hiç nöbet geçirmemiş). İkinci senaryoda ise kişi size zarar vermek istediğinden size çarpıyor ve hiçbir zihinsel rahatsızlığı da yok (varsayalım ki).  Elbette ki, birinci senaryodaki değil de ikinci senaryodaki failin size çarptığı için manevi açıdan sorumlu tutulmasının daha olası olduğunu neredeyse herkes kabul ederdi (MR şüphecilerini bir kenara bırakırsak). Kaygı bozukluğunu, bu senaryodaki temize çıkarıcı bir etmen olarak ele alacağım. Hastalık, eylemleri üzerinde faili kontrolsüz bıraktı. Fakat bu demek değil ki, bunun dışındaki bütün senaryolarda da kaygı bozukluklarının kişiyi temize çıkarttığını düşünüyorum, katiyen! Herhangi bir kaygı bozukluğunun detaylarıyla bir çıkmaza girmek yerine daha genel terimlerle konuşmaya devam etmek istiyorum (gerçi, neden bazı bozuklukların sorumluluklardan kurtarıcı ve diğerlerinin olmadığını anlatırken böyle detayları tartışmaktan memnun olacağım).  

En son yazımda psikopatiye odaklanmıştım. İddiam şuydu ki; psikopatlar ahlaki olarak sorumludurlar çünkü bu bozuklukları onları zaruri olarak kontrolsüz ya da birisinin tercih edilen epistemik koşulunu karşılamada yetersiz bırakmaz. Bir önceki çalışmam bağlamında; bağımlılık, TSSB, depresyon, çeşitli duygudurum bozuklukları, anksiyete bozuklukları, psikoz, şizofreni, DEHB ve diğerlerinden muzdarip olan birçokları ile çalıştım. Bu bozuklukların birçoğu bir spektrumda ve bazıları diğerlerinden daha çabuk onarılabiliyor. Şimdi hepinize soruyorum: Hangi bozukluklar temize çıkarıcıdır ve neden? Benim için, onun bir parçası olarak tanı konulmuş halüsinasyonlar içeren bozukluklar birçok senaryoda temize çıkarıcı gibi görünüyor (ama hepsi değil). Ancak, bir kişinin belirli bir bozukluğu olması gerçeği, kendisini temize çıkarmaz (ya da çıkarır mı?) ve bence bu önemli bir nokta. İlk senaryoyu tekrar düşünün. Bu sefer, failin geçen birkaç hafta içinde 3 defa bu tarz ataklar yaşadığını da olaya ilave edelim (buna senaryo 1B diyelim). Hatta failin nöbetin ne zaman geleceğini hissedebildiğini ve bu tarz nöbetlerin ilaç alındığı takdirde önlenebileceğini ve doktorun ona (sadece güvende olmak ve ilaçların işe yaradığından emin olmak için) nöbetsiz bir ay geçirene kadar araba sürmemesini tavsiye ettiğini da belirtelim. Şimdi, eğer fail ilaçlarını almadıysa (sadece istemediğinden) ve bir nöbetin gelme sınırında olduğu hissetse ama yine de sürmeye devam etmeye karar verirse, o zaman fail manevi olarak sorumlu görülür. Bu nedenle, içinde bulunduğu bozukluk ya da bozukluğun kendisinin bir işlevi yok burada, en azından öyle görülmüyor. Dikkat edin, senaryo 1 ve 1B’de aynı şeyler yaşandı; bir fail, elinde olmayan (fail bu bozukluğu olsun istemedi) bilişsel bir bozukluktan dolayı masum bir insana çarptı. Bir başka deyişle failin bu bozukluğu olması her iki durumda da “kendi suçu” değildi. Failin senaryo 1B’deki hatası, en azından ilk bakışta, doktorun tavsiyesine bağlı kalmaması ve nöbetin geldiğini hissetmesine rağmen araba sürmeyi riske atması idi. Peki sizler senaryo 1B’de kaygı bozukluğunun sorumlulukları kaldırdığını düşünüyor musunuz? Bu tarz sorular herhangi bir zihinsel hastalık/bozukluk ile oluşturulabilir ve temize çıkartan herhangi bir bozukluğun ne ile alakalı olduğunu anlamak adına bu tarz senaryolar kullanmanın oldukça verimli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bunun bizi, ahlaki açıdan sorumlu olan failin doğası hakkında daha derin sorulara da götüreceğini düşünüyorum.

Lütfen, diğer bozukluklarla bahsettiğim davanın değişik biçimlerini tartışmaktan çekinmeyin. Söz konusu bozukluk hakkında açıklık getirdiği kadar ahlaki sorumluluk literatüründe genel olarak dikkat çekici ne bulduğumuz konusuna da netlik getirdiklerinden düşünce deneylerini oldukça faydalı buluyorum.

Sonuca varmadan önce bazı başka sorular da soracağım (öncekinin hepinizin ilgisini çekmemesi ihtimaline karşı). 1) Bozukluklar, bulunduğumuz durumları nasıl algıladığımız etkiler mi? Ya da belirgin seçimlerimizi kısıtlar veya sınırlandırır mı? 2) Bozukluk ile kişiyi temize çıkaran hastalıklar ne ile alakalıdır?

Yazar: Justin Caouette
Çevirmen: Şeyma Gül
Kaynak: aphilosopherstake

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.