Ve neden onların “kötü” kararları sizin düşündüğünüzden daha akla yatkın olabilir.

Science dergisi [2013 yılı] Ağustos ayında, yoksulluğun, bizzat kendisinin, okul, finans ve hayat hakkında karar alma yeteneğimize zarar verdiği ve 13 IQ puan kaybına benzer bir zihinsel yük getirdiği sonucuna varan çığır açıcı bir çalışma yayımladı.

Bu çalışma yaygın olarak, yoksul insanların kötü kararlarından ötürü “sorumlu tutulmaları gerektiği” iddialarına bir karşıt görüş olarak ve belirli bir şekilde davranmayan en yoksul ailelere verilen parayı kesme politikalarına karşı bir sitem olarak görüldü. Sonuç olarak eğer fakir olmak kötü kararlar almaya neden oluyorsa (tam tersine karşılık), o zaman nakit para vermek, yoksulluğun bütün bilişsel külfetlerini tek başına hafifletmelidir.

Bazen, bilim uygun bir anekdot olmadan kendine yer edinemez. Yoksulluk içindeki bir kişi tarafından Gawker’ın Kinja platformunda yayımlanan “Neden korkunç kararlar veriyorum” adlı yorum, Science dergisindeki araştırmaya çarpıcı bir örnek. Aşağıda en etkileyici bulduğum, işin iç yüzünü anlatan bölümleri koyu renkli harflerle versem de yazı sonuna kadar etkileyici bir şekilde devam ediyor.

Çok fazla kötü maddi karar alıyorum. Uzun vadede bunların hiçbiri önemli değil. Her zaman yoksul olacağım, o nedenle eğer bu hafta azar azar harcamak yerine fazlaca para harcamasam ne fark eder? Fedakârlığım sonucunda koşullarım iyileşecek değil ya; beni tutan şey Wendy’s’de beş dolar boşa harcamak da değil ki. Yoksul Biri olduğumu gösterdiğime göre bugün ve bundan sonra da olup olabileceğim bundan daha fazlası değil. Günün birinde tek seferlik büyük bir harcama yapmak için küçük zevklerden yoksun, kasvetli bir hayat yaşamak bana göre kıymetli değil. Tutunacağım büyük zevklerim hiçbir zaman olmayacak. Cebinizde para varken hayatın belli kısımlarını yaşamak için belirli bir gayret söz konusudur, çünkü ne kadar sorumlu olursanız olun üç gün sonra yine parasız kalacaksınız. Hiçbir zaman yeterince paranız olmadığında para anlamsız olmaya başlar. Çok parası olanlar için de aynı durum söz konusu bence.

Yoksulluk iç karartıcıdır ve uzun süreli hafızanızı yok eder. O nedenle bir yerine dört farklı biyolojik babası olan insanlar görürsünüz. Hayatta kalmak için bulabildiğin her yerde bağlantılar ararsınız. Değerli hissetme gayretinin ne denli güçlü olduğunu bilemezsiniz. Gıdadan daha elzemdir. Bir kereliğine bir saat için güzel hissettiren insanlara gidersiniz ve bütün kazancınız o olur. Muhtemelen onlarla uzun vadeli herhangi bir konuda uyumlu değilsinizdir fakat tam o anda onlar sizin güçlü ve değerli hissetmenizi sağlayabilirler. Gelecek bir ay içinde nelere olacağının önemi yoktur. O bir ayda olacaklar, muhtemelen en az bugün ya da geçen hafta olanlar kadar vasat olacaktır. Hiçbiri önemli değil. Uzun vadeli plan yapmayız çünkü yaparsak hayal kırıklığına uğrarız o kadar. En iyisi umut etmemek. Hedeflediğiniz zaman gücünüzün yettiği şeyleri kabul etseniz yeter.

Sinirbilim uzmanı Joseph W. Kable ve Joseph T. McGuire zaman, belirsizlik ve karar verme üzerine çalışırken, sabır ve öz denetim gibi erdemlerin, önceki çalışmaların ileri sürdüğü kadar basit olmadığını keşfettiler. Örneğin her yerde gördüğümüz Marshmallow çalışmasına göre verilen şekerlemeyi hızla yiyen çocuklar sabırsız sayılmışlardı; bekleyen çocuklarda ise öz denetim olduğu ve sonuç olarak daha verimli yaşamlar sürdürdükleri bulunmuştu.

Oysa Kable’ye göre gerçek dünyada mantıksal öz denetim o kadar da siyah-beyaz değildir. Muhtemelen bir tren için bir saat beklemek ya da egzersiz ve diyet yaparak her hafta bir kilo vermek için yeterince sabrınız olacaktır. Bunlar sorumlu davranışlar gibi görünüyor. Ama tren 90 dakika içinde orada olmazsa ne olur? Hiç kilo vermezseniz ve kendinizi diyetinizle mutsuz ediyorsanız? Belki de vazgeçmelisiniz! “Bu durumda, en başında düzgün bir şekilde ayarlanmamış bir zaman dilimine karşı vazgeçmek doğal, hatta akla yatkın bir tepki olabilir.” diye özetliyor Times için Maria Konnikova.

Andrew Golis’in de belirttiği gibi, bu çalışma, yoksulluk stresinin iyi kararlar alma kabiliyetimizi etkilediği düşüncesinden daha da derin bir şeyler ifade ediyor olabilir. Yoksulluğun kaçınılmazlığı, yorumu yazanın üzerinde öyle ağır bir yük ki uzun vadeli planlamayı tamamen bırakmış çünkü kısa vadede ihtiyaçlar çok büyük ve uzun vadedeki kazanımlara inanmak da mümkün değil. Tren gelmiyor işte. Gerçekte yoksulluk içinde olmayanlara son derece mantıksız görünebilen yoksulluk psikolojisi aslında “ya kaosun ve tahmin edilemeyen sonuçların olduğu bir dünyaya verilebilecek en akla yatkın cevapsa?” diye soruyor Golis.

Bunların hiçbiri, uzun vadeli tasarruf veya plan yapmaya çalışan yoksul aileler aleyhinde bir sav değil, genel durum için öne sürülen bir görüştür. Science dergisinde yayımlanan araştırmanın yazarı Eldar Shafir’in, The Atlantic Cities’den Emily Badger’a söylediği gibi “Tüm veriler gösteriyor ki bu, yoksul insanlarla ilgili değil, yoksulluk içine düşen insanlarla ilgili. Bütün bu veriler kişiye değil, kişinin içinde yaşıyor olduğu genel duruma işaret ediyor.”

Yazan: Derek Thompson
Çeviren
: Jülide Yapıcı

Kaynak: The Atlantic

Libido Portal’da yayımlanan, Libido yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

1992 yılında Hacettepe Üniversitesi mühendislik fakültesi gıda mühendisliği bölümünden mezun oldum.Çeviri yapmaya mezuniyet tezimin çevirilerini yaparak başladım. Daha sonra akademik ve özel sektörde tez ve proje çevirileriyle devam ettim . Gıda üretim ve kalite kontrol sorumlusu olarak gıda sektöründe , İngilizce öğretmeni olarak eğitim sektöründe , yönetici asistanı olarak özel sektör yatırım teşvik projelerinde , akademisyen olarak üniversite meslek yüksek okullarında görev aldım.2016 yılında İstanbul Üniversitesi AUZEF felsefe bölümü ve HAYEF pedogojik formasyon programını tamamladım.