Görünen o ki, zor hatta travmatik deneyimler hakkında yazmak, sağlık için birkaç düzeyde birden iyidir. Bağışıklığı güçlendirerek ve diğer sağlıkla ilgili ölçümlerde daha iyi sonuçlar çıkmasına yardımcı olarak, yaşamsal işlevleri iyileştirir.

Bulgular

Derinlerde gizlenen duyguların açığa çıkarılması ruh halini, nesnel ve öznel sağlığı ve iyi bir şekilde işlev görme kabiliyetini geliştirir. Psikolog James W. Pennebaker ve iş arkadaşlarının yürüttüğü klasik çalışmalar, kişisel duyguların açığa çıkarılmasının sağlık bakımından bir değeri olduğunu ortaya koymuştur. Pennebaker, Kiecolt-Glaser & Glaser tarafından yürütülen 1988 tarihli klasik bir çalışmada, 50 tane sağlıklı üniversite öğrencisine, üst üste dört gün boyunca travmatik deneyimleri veya yüzeysel konularla ilgili yazı yazmaları görevi verildi. Yazma oturumlarından altı hafta sonra, travmadaki öğrenciler grubu, günlük deneyimleri hakkında yazan gruba göre daha pozitif bir ruh hali sergiledi ve daha az hastalığa yakalandılar. Ayrıca, acı veren deneyimleri hakkında yazan öğrencilerin, hücresel bağışıklık sisteminin fonksiyon ölçümünden daha iyi sonuçlar çıkması ve öğrenci sağlık merkezini daha nadir ziyaret etmeleri, travmatik deneyimlerle yüzleşmenin fiziksel olarak faydalı olduğunu ortaya koydu.

Pennebaker başka araştırmalar yaparak bu çalışmayı devam ettirdi. Holokost Çalışmaları için kurulan Dallas Anma Merkezi’nde, o ve iş arkadaşları 60’tan dazla Holokost kurbanıyla röportaj yaptılar, diğer taraftan da kurbanlara psikolojik ölçümler yaptılar. Daha sonra her kurbanı röportajdaki duygu ve düşüncelerini açığa vurma derecesine göre « düşük, orta veya yüksek » şeklinde sınıflara ayırdılar. Duygu ve düşüncelerini yüksek ve orta düzeyde açığa çıkaran kişiler, röportajlar yapıldıktan bir sene sonra, « düşük derece » sınıfındaki kişilere göre gözle görülür şekilde daha sağlıklıydı.

Psikologlar ve kariyer danışmanlık firması Drake Beam Morin tarafından 1994 yılında ortak yürütülen bir çalışma, üç yazma koşulundan biriyle görevlendirildikten sonra sekiz ay boyunca işten çıkarılan 63 çalışanı izledi. Deney koşulunda, katılımcılara işten çıkarılmalarıyla ilgili olarak en derin düşüncelerini ve duygularını, kişisel ve profesyonel yaşamlarının nasıl etkilendiğini yazma talimatı verildi. Kontrol koşulunda, katılımcılara o günkü planlarını ve iş arama faaliyetlerini yazmaları söylendi. Yazmama koşulunda, katılımcılara herhangi bir yazma talimatı verilmedi. Üst üste beş gün boyunca 30 dakikalık yazma oturumu yapıldıktan sonra, araştırmacılar istihdam durumunu izlemeye başladılar. İşlerini kaybetmek hakkında yazan katılımcıların çalışmadan sonraki aylarda yeni iş bulmaları çok daha fazla muhtemeldi.

Araştırmayı 1999 yılında medikal hastalara taşıyan Joshua Smyth ve Arthur Stone, Stony Brook SUNY’deki iş arkadaşlarıyla birlikte, astım ve romatoid artritli hastalara, hayatlarındaki en stresli olay veya daha etkisiz bir konu üzerinde yazma görevi verdiler. Dört ay sonra, deney grubundaki astımlı hastalar akciğer fonksiyonlarında iyileşme gösterdi ve deney grubundaki artrit hastalar hastalık derecesinde düşüş gösterdi. Genel olarak, stresli olayları açığa vuran hastaların yüzde 47’si klinik açıdan anlamlı bir düzelme gösterirken, kontrol grubundaki hastaların yalnızca yüzde 24’ü böyle bir gelişme görüldü.

Önem

Bu gibi bulgular, insanların stresin ve hastalığın zihinsel ve fiziksel yıkımlarına karşı koyabilmeleri için yazmanın kolay, ucuz, bağımsız ve nispeten evrensel bir yol olduğunun altını çizer. Duygu ve düşünceleri açığa çıkarmanın işe almaya yardımcı olduğunu ve hatta not ortalamasını geliştirdiğini gösteren araştırmalar, duygu ve düşünceleri açığa çıkarmanın bazı hallerde pratik değeri olduğunu vurgulamaktadır.

Pratik Uygulama

Günlük tutan herkes, harcanan zaman ve çabanın boşa gitmediğini bilir, çünkü en derinlerdeki düşüncelerin ve duyguların, hatta özellikle kötü deneyimlerle ilgili olanların açığa çıkarılmasının sağlık için iyi olduğunun farkındadırlar. Terapistler, klinik dışında hastaları yazma egzersizleri yapmaları için cesaretlendirirler. Ayrıca, kitapçılar boş günlükleri satmak için yoğun bir çaba içindedir, insanlara süreçte kılavuzluk edecek kitaplar ve hatta bir dergi bile mevcuttur.

Çevirmen : Aylin Torun
Kaynak : apa

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.

Bizi takip edin