Yeni çalışmalar, yaratıcılık ve beyin yapısının bağlantılı olduğunu öne sürüyor

Yaratıcı beyin neye benzer? Son yirmi yılda, bilim insanlarının nörolojik görüntüleme yoluyla insan beyninin taramalarını yaptığı süreçte, bunu öğrenmeye başladık. Araştırmacılar, beynin tek bir bölümünün kişinin yaratıcılığından sorumlu olmadığını keşfettiler. Aksine, yaratıcı salgıların akmasına neden olan birbiriyle etkileşime giren bir dizi nörolojik sistem bulunmaktadır.

Beyin yapısı ve yaratıcılık kavrayışımız hala olgunlaşmamıştır. Geçtiğimiz aylarda, Human Brain Mapping Dergisi’nde yayımlanan ilginç bir çalışma, yaratıcılıkla bağlantılı bir kişilik özelliği ile bilişsel kontrolden sorumlu beynin bir alanının kalınlığı arasındaki ilişkinin bulunduğunu belirtmiştir. Bulgu, sınırsız doğa yaratıcılığı etrafında var olan teorileri desteklerken; aynı zamanda bu tarifsiz niteliğe ilişkin anlayışımızı derinleştirmek için beynin görüntüleme potansiyelini ortaya koymaktadır.

Çalışma

Bu araştırma, esas olarak beyin yapısı ve belirli kişilik özellikleri arasındaki bağlantıların incelenmesi olan “kişilik nörobilim” adlı daha geniş bir çalışma alanının bir parçasıdır. Araştırmacılar doğrudan yaratıcılığı ölçmek yerine, 85 katılımcıyı yaratıcılık ile ilişkili olan iki özelliğe ayırdılar: onların açıklığı ve akılları (idrak). Normalde, bu özellikler bir araya getirilir ve “Büyük Beş” kişilik modeli olarak bilinen şeyin bir parçası olarak incelenir. Ancak bu çalışma, özellikle açıklık ve akıl üzerinde yoğunlaşarak, yaratıcılık ve beyin yapısına çok daha ayrıntılı bir bakış sağlar.

Araştırmacı Oshin Vartanyan, “Beynimize gidersek ve hangi bölgelerin zekâyla ve açıklıkla tek tek bağ kurduğuna bakarsak, genel etkenin aksine, orada görülecek ilginç bir şey olabileceğini düşündük,” diye konuştu. Çalışma, Kanada Savunma Araştırma ve Geliştirme Ekibi ile Albuquerque’de bulunan New Mexico Üniversitesi’ndeki Nöropsikolog Rex Jung’un laboratuvarı işbirliği ile yapıldı.

Katılımcılara akıl ve açıklıklarını ayrı ayrı değerlendiren anketler verildi ve araştırmacılar katılımcıların beyinlerinin MRI taramalarını yaptılar. Ardından araştırmacılar bu kişilik özellikleri ile tüm beyin boyunca hafıza ve bilişsel kontrolde önemli bir rol oynayan serebral korteksin kalınlığı (“kortikal kalınlık” olarak bilinir) arasındaki bağıntılarını araştırdılar. Zeka ile ilişkili beyin bölgelerinde akıl ve kortikal kalınlık arasında pozitif bir ilişki görecekleri hjipotezinde bulundular. Ne de olsa, önceki çalışmalar IQ testleri gibi zeka ölçümleri üzerinde somut performans ile akıl-kişilik- özelliğini ilişkilendirmişti. Açıklık için, araştırmacılar, açıklık puanları ile yaratıcılığa bağlı beyin bölgelerinin kortikal kalınlıkları arasında pozitif bir ilişki bulmayı beklediler.

Ne Bulundu?

Beynin sol ve sağ hemisferi diyagramları, açıklık ve kortikal kalınlık arasında ters korelasyon gösteren bölgeleri.

Sonuçlar biraz şaşırtıcıydı: Araştırmacılar kortikal kalınlık ve akıl arasında umdukları pozitif bağlantıyı bulamadılar. Aslında hiç bir ilişki bulamadılar. Vartanian, “Bu ilginç bir bulgu çünkü zeka çalışmalarına bakarsanız bulduğunuzdan farklı ki pozitif bir bağlantı bulunmuş olduğunu görürsünüz.” dedi. “Bulgularımızın gelecekteki yapacak olduğumuz tekrarlamalar yoluyla ne kadar güvenilir olduğunu görmek zorundayız.

Ekip ayrıca beklenmedik başka bir bulgu da ortaya çıkardı: kortikal kalınlık ve açıklık arasında negatif bir ilişki. Açıklık skoru ne kadar yüksek olursa kortikal kalınlık o kadar düşük olur. Bu sonuç, bazı kişilik modellerinde bir araya toplanmasına rağmen, akıl ve açıklığın aynı beyin yapıları tarafından yönetilmediğini göstermektedir.

Bu Ne Demek?

Peki bu bize daha geniş anlamda yaratıcılık hakkında ne anlatır?

Bulgular, yaratıcılığın, aklınızın içinde olup bitenler üzerinde azaltılmış kontrolün ürünü olduğunu ve sizi yeni fikirleri üretmeye ve daha akıcı bir şekilde düşünmeye yönlendirdiğini öne süren “bilişsel şartlı refleks yitimi” olarak adlandırılan baskın bir yaratıcılık teorisi ile uyumludur. Korteks, bellek ve düşünce yapısında bir rol oynadığı için, azaltılmış kalınlığın açıklıkla ilişkili olduğu anlamına gelir.

Vartanian, “Neredeyse, kimi durumlarda, yararlı olabilecek bir küçültülmüş filtre mekanizması gibi” dedi.

Bilim insanları, yaratıcı kıvılcım tutuştuğunda beynimizde hangi nöronların ateş ettiğini tam olarak anlamaya çalıştıkça, bunun gibi nörogörüntüleme çalışmaları yaratıcılık araştırmasının geleceği olabilir. Fakat Vartanian’ın dediği gibi, en ileri teknoloji bile tüm yaratıcılığın biyolojik kökenini ortaya çıkaramaz. Sonuçta, yaratıcılık, bireyin kendi beyin yapısı kadar yaşadığı toplum tarafından da belirlenir. Vartanyan, “Yaratıcı düşünceyi etkileyen her türlü sosyal ve kültürel yönler olduğunu biliyoruz” diyor, ancak “bu sosyal ve kültürel etkilerin nöral bir görüntüsünü bulmayı umuyoruz”. Ve ekliyor, “Yaratıcılığın anlaşılması söz konusu olduğunda, beynin yapısı, “çok yönlü bir sorunun sadece bir yönüdür”.”

Yazan: Isaac Kaplan
Çeviren: Gözlem Küçük
Kaynak: artsy

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. 

Yazar:

Tiyatro Oyunculuk Bölümü lisans; Tiyatro Anasanat Dalı yüksek lisans; Masaryk Üniversitesi Theatre and Media Studies bölümü yüksek lisans mezunu. Yarım kalan doktora sürecinde 2 yıl mesleki metin çevirileri yaptı. Akademik hayatı süresince yurt içi ve yut dışı çalışmalar yaptı. Oyunculuk alanında da ödüllere sahip. Tiyatro, sanat tarihi, sanat felsefesi ve güncel olan her şeyle ilgilenmeye çalışıyor.

Bizi takip edin