Sokak sanatı ve Grafiti arasındaki farkın ne olduğu, bize sıkça sorulan bir soru. Bunu sadece tek bir cümle ile ifade etmek zor, bu yüzden bu blog yazısını yazmaya karar verdik. Dikkate alınmalıdır ki bu sadece bizim fikrimiz, sizin için ne olduğuna dair yorumlarınızı duymak da hoşumuza gider. 

Graifti yazıları ve sokak sanatı genelde hep birbiriyle karıştırılır. Her ikisi de bir galeri ortamından ziyade kamusal alanda sergilenen yıkıcı birer sanat hareketidir. Grafiti sanatçıları eserlerini kamusal alana yerleştirseler de, eserlerinin toplum tarafından anlaşılmasıyla ilgilenmezler; onların muhatabı diğer grafiti sanatçılarıdır. Sokak sanatçılarıysa eserlerinin herkes tarafından görülmesini ve onlara ilgi gösterilmesini isterler. Onlar bir açıklama yapma çabasındadır. Sokak sanatı ve grafiti birbiriyle ilişkili modern sanat hareketleri olsalar da teknik, işlev ve amaç bakımından ayrıdırlar.

Grafiti insan medeniyeti kadar eskidir. ‘Grafiti (İtalyanca sgraffiti, ‘çizik’ten, gelmiştir) düzgün yüzeylere çizimler veya karalamalar anlamına gelirken, Yunanca’daki ‘graphein’ (yazmak) sözcüğüne atıf yaparak kadim Roma mimarisi üzerinde bulunan işaretler kastedilir. ‘Tagging’ (etiketleme) ise birinin duvara ismini yazmasının modern şeklidir. Genelde sprey boya veya marker kalemlerle yapılır. New York şehrinde ilk ‘tag’lar 1960 sonlarında görülmeye başlanmıştır.

Amerikan Adalet Bürosu Departmanı’nın Kamusal Planlama Hizmetleri’ne (COPS Office) göre farklı grafiti türleri vardır. Bunlardan önde gelenleri:

  • Çeteler tarafından bölgelerini işaretlemek veya şiddet tehdidi yaymak maksadıyla kullanılan çete grafitisi, kimi zaman da çete grafitisini kopyalayan taklit grafiti,
  • Yüksek hacimli basit darbelerden en karmaşık sokak sanatına, bir yelpazeyi içeren ‘Tagger’ (etiketçi) grafiti,
  • Genelde tek olan veya ‘gençlik taşkınlığı’ıyla rastgele hareket edilmiş ama bazen de kötü niyetle yahut intikam amacıyla olan geleneksel grafiti,
  • Politik ve nefret grafitisi gibi siyasi, ırkçı, dini yahut etnik hakaret mesajları içeren ideolojik graifitlerdir.

Yukarıdaki listeye ek olarak, ‘grafiti yazım’ (veya etiketleme) grafitiden ayrılır ve daha çok hip hop kültürü ile çok yakından bağlantılı bir harekettir. Bir ‘grafiti yazıcı’sını asıl ilgilendiren şey, yazarın isminin yazılması veya ‘etiketlenmesidir’.

Etiketleme, grafiti yazımının özünü oluşturur. Bir grafiti yazıcısı ‘grafiti sanatçısı’ veya ‘sokak sanatçısı’ şeklinde adlandırılmayı hakaret olarak görebilir. Bu altkültür içerisinde grafiti yazıcıları ve sokak sanatçıları arasında sadece bir ana çizgi vardır ve bu çizgi sanatçının niyetiyle damgasını vurur. Sokak sanatı grafiti yazımının altkümesine dahildir. Bu ikisi arasında oldukça belli bir fark olmasına rağmen birbirleriyle yakından alakalıdırlar ve türler arasında çokça geçiş vardır. Grafiti yazımının tahrip edici ve zarar verici olarak kötü bir üne sahip olmasından dolayı çoğu sanatçı ‘sokak sanatçısı’ olarak adlandırılmayı tercih eder. Bunun tersine çoğu grafiti yazıcıları, özellikle ‘etiketçi’ler kamusal mülke zarar verme ve yok etme peşindedir. Bunlar ‘sanatçı’ sözcüğünü hakaret olarak görür ve ‘sabotajcı’ olarak bilinmekten mutluluk duyarlar.

Banksy

Kavramsal sanatçılar olmaları hasebiyle sokak sanatçıları, halkın sadece onların eserine bakmalarını değil, görmelerini ve duygusal bir karşılık olarak onunla iletişime geçmelerini ve anlamalarını da isterler. Bir sokak sanatçısının bir etiket ismi olsa bile, çoğunluk sadece mesajını ortaya koymak için bunu kullanmaz. Onların sanat eserleri bir etiket içerse bile bu eserin odak noktasında değildir. Eğer bir etiket kullanılmışsa bir resmin altına atılan imza veya bir çeşit markalama şeklindedir. Sokak sanatçıları çoğu zaman etiketler yerine ikonik görsel sembollere odaklanırlar. ‘Sokak sanatçıları konseptlerini, popüler kültürün ikonik imajlarının veya sıradan objelerin birer ifade sembolüne dönüştüğü Dada ve Pop-Art’tan alırlar.’ Bu sembolik tasvirlerin kullanımından dolayı sokak sanatını bir etiketten görsel olarak ayırt edebilmek oldukça kolaydır.

Sembolik dile dahil olarak, sokak sanatçıları ile özdeşleşen malzeme ve teknikler de onları grafiti yazıcılarından ayırmak için kolaylık sağlar. Bunlar; yapışkanlar, şablonlar, duvara cilalanmış posterler ve dış mekanlardaki medya reklamlarının gaspını içerir. Birinin sokak sanatıyla ulaştığı görsel sürpriz veya büyüleyicilik kısmen onların bir reklam veya bir işaret levhası karşısına bitişik bir şekilde, en beklenmedik kamusal mekanlarda bulunmasından kaynaklanır.

İronik bir durumdur ki, sokak sanatı ve grafitinin revaç bulması, insanların gerçekten neye baktıklarını anlamadan, stillerinin filmler, reklamlar, müzik paketleri, moda ve medya tarafından sahiplenilmesi ile olmuştur. Bu tür bir sahiplenilmeye örnek olarak yeni Marc Jacobs, Louis Vitton, Dooney & Bourke and Betsey Johnson el çantalarının ‘etiketlenmiş’ olması gösterilebilir. 

Tıpkı etiketçiler gibi sokak artistleri de eserlerini zor mekanlara yerleştirmekten hoşlanır. Bristol İngiltere’den bir sokak artisti olan Banksy genelde mizahi absürt konsepti ile bilinir. ‘‘Londra Hayvanat Bahçesi’nde fil ve penguenlerin bulunduğu bölmeye “Dışarı çıkmak istiyorum, burası çok soğuk; bakıcı kokmuşun teki, sıkıcı, sıkıcı, sıkıcı’ sözlerini dev bir el yazısı şeklinde sanki hayvanlar kendi yazmış gibi resmetmiştir.” Hedef kitleye hitap etmesi için bu eser, grafiti yazısına tam bir tezat teşkil edecek şekildedir. Burada Banksy sıradan hayvanat bahçesi ziyaretçisiyle iletişim kurmak istemiş ve kafesteki hayvanlara empati duyulmasına biraz da mizahla katkıda bulunmuştur.

Shepard Fairey

El yapımı yapışkanlar ise görsel bir mesajın hızla ve kolaylıkla toplu bir alana yerleştirilebilmesi sebebiyle sokak sanatçıları ve etiketçiler arasında popülerdir. Efsanevi bir sokak sanatçısı ve grafik tasarımcısı olan Shepard Fairey, 2009 Amerikan başkanlık seçimlerinde Barak Obama için kullanılan ikonik imaj ile meşhurdur. Fairey’in ‘Andre the Giant Has a Posse’ (Dev Andre takılıyor) kampanyası 1989’da bir kaykay grubu ile dalga geçmek için, meşhur bir Rus güreşçinin liderlik ettiği komik, sahte bir takım yaratması ile başlamıştır. Yapışkanları ülkenin her köşesindeki arkadaşlarına göndermiş ve okula devam ettiği Rhode Island’da yerel olarak dağıtmıştır. Bu şekilde sadece tanınırlık kazanmamış, yapışkan konsepi ile ülke çapında dikkatleri üzerine çekmiştir. Fairey’in eserleri, kendi ‘Obey’ (itaat et) t-shirt markasıyla dünya çapında kalbur üstü dükkanlarda bulunabilecek kadar yaygınlaşmıştır.

Yapışkanlar gibi, kalıplar da sokak sanatçılarına kolaylık sağlar, çünkü temiz bir şekilde herhangi bir yüzeye hızlıca boyanabilir. Paris duvarlarını 1980’den beri kalıplarla boyayan Blek le Rat dizaynlarını rahatsız edilme riski ve acele etmemek için öncelikli olarak kalıplarla çalışmayı seçmiştir. Böylece Blek tüm Paris’in çevresine aynı ikonik imajı kopyalayabilmiştir.

Blek le Rat

Reklam ve pazarlama şirketleri yakın zamanda hem geleneksel hem de ‘gerilla pazarlama’ kampanyalarında ürün tanıtımı için sokak sanatını çağrıştıran kalıplar kullanmaya başlamıştır. ‘Tanıtımcı ve reklamcılar kimi zaman kalıp kullanan sanatçılarla çalışarak üstü kapalı kampanyalar düzenlemektedir, ironik olan şudur ki bu sanatçılar genelde şirket kalıplarının yaratıcılık alanlarına el uzattığını iddia ederek onları en çok küçümseyenlerdir. Ana akım şirketler, hedefteki pazarı daha rahat hissettirecek bir tekniği taklit ederek, sokak sanatı meraklısı tüketicilerin hüsnükabulünü kazanacaklarına inanıyorlar.

Gerek sokak sokak sanatı olsun gerek grafiti yazımı olsun ‘keşif’ oldukça önemlidir. ‘Bazıları mütevazıyı seçer, bazen bu eski, boyaları sıyrılan, kullanımdan dolayı eskimiş bir kapı olabilir. Böyle bir durumda seyirci kitlesi küçük olacaktır ama aniden karşılarına çıktığında bu eser onlara gizli bir hazineymiş gibi gelecektir.’ Diğer zamanlarda ise yerler, gruplar veya demografik özellikleri üzerinden seçilir. Mesela, Miami’deki Wynwood Sanat Bölgesi özellikle yoğun bir grafiti yazımı ve sokak sanatı içerir, çünkü sanattan anlayan kişiler burada yaşamaktadır. Halbuki Wynwood ilk ortaya çıktığında bu şekilde değildi. Yıllar önce, şimdiki devasa Mid-Town tesislerinin bulunduğu yerde, koca bir tren deposunun yanındaki bir ardiye idi. Tren rayı taşımacılığı kayboldukça bu alan çürümeye terkedildi ve akabinde grafiti sanatçıları için ilgi çekici bir yer oldu. Sonunda, ismi ‘Primary Flight’ olan öngörülü bir sanatçı, mülk sahibinden yasal duvar yazıları yazmak için izin aldı. Bugün Wynwood dünyada duvar üstüne yapılan grafiti ve sokak sanatının en yoğun olduğu yerlerden biridir.

Wynwood

Grafiti yazımı ve sokak sanatı, -tabi mülk sahibinden izin alınmadığı sürece- grafiti yazıcılarının ve sokak sanatçılarının sokakta yaptıklarının yasal olmaması haricinde, kendi kendini ifade edebilen diğer sanat eserlerine benzer. Yasadışı olması sebebiyle, yazıyı sokak seviyesinde tutar. ‘Yasal olmaması grafitinin en güçlü niteliği ve en büyük handikapıdır. Yazıcıların sosyal normların ve kodların dışında kalmasına izin verirken, altkültüre ait o gizemli içkin havayı sürdürür, ayrıca yüksek sanat eserlerinin girişini de engeller’

Grafiti yazımı diğer yazıcıların arasında bir kod görevi görürken, sokak sanatı daha çok halkın geneliyle iletişime geçme üzerinedir. Sokak sanatı koleksiyonerlerinden Faile: ‘Grafiti kalabalıklarla kontak kurmak için değilidir; o daha çok farklı grupları birbirine bağlar, bu onların içkin bir dilidir, tıpkı gizli bir dil gibi. Çoğu grafitiyi okuyamazsınız bile, çünkü onu anlayan ve yapan kültürü içerir. Sokak sanatı ise çok daha açıktır’der.

Bazı sokak sanatçılarının eserleri geleneksel sanatçılarınkine benzer, güzel, kavramsal, stilce ilgi çekici bir şey yaratmak; tek fark onların sanat eserlerini galeri ortamında değil toplumun gözü önünde sunmak istemeleridir. Jorge Rodriguez- Gerada’nın eserleri bir galeride görebileceğiniz gerçekçi karakalem portrelere benzer, sadece biraz daha büyüklerdir o kadar. Gerada için en önemli şey zamanla silindikçe nasıl görüneceğidir. Gerada: ‘Karakalemi ve duvar yüzeyini rüzgar, yağmur veya duvarın ani bir yıkılışıyla harmanlamak sürecin en önemli kısmıdır. Benim niyetim kimlik, mekan ve anının bir olmasıdır’ der. 

Jorge Rodriguez

Grafiti yazımı ve sokak sanatının en önemli farkı niyettir. Grafiti yazıcıları halkın onların sanat eserini anlamasıyla ilgilenmez. Onların yegane endişeleri yazı stilini anlayıp, kodlanmış etiketleri deşifre edebilen diğer grafiti yazıcılarıdır. Ayrıca vandalizm ritüeli de işin başka bir yanıdır. Grafiti yazıcısı ve sanatçı Twist (Barry McGee), (yasadışı) grafiti yazmada asıl gücün bozma işinden kaynaklandığını hisseder. Etiketleme üzerine biraz bilgisi ve anlayışı olanlar bilirler ki kamusal alanlar tarihi kazı alanları gibidir. Daha önceki günlerde, haftalarda, hatta yıllarda o belli bölgede kimlerin olduğunu görebilirsin ve bir etiketleyiciyi neyin oraya getirdiğini ve hangi şartlarda o etiketin yaratıldığını merak edersin.

Barry McGee

Sokak sanatı mizah, ironi ve saçmalığı kullanarak grafiti yazımından daha kavramsal bir seviyede iletişim kurar. Sokak sanatı çoğunlukla görünüşte alakasız slogan ve imgeleri biraraya getirir. Ticari bir imajın orjinal maksadını altüst ederek son anlamı değiştirir. Kaws varolan reklamları değiştiren böyle sanatçılardan biridir. 1995’te otobüs durakları ve sokaklardaki camlı reklam panolarına ait anahtarlar gizlice ona verilir. Kaws var olan ticari şekilde diyazn edilmiş posteri alır, içindeki görseli mesajını değiştirecek şekilde düzenler ve orjinal yerlerine geri koyar. ‘Calvin Klein modelleri arkadan elle taciz edilmiş gibidir, Guise (bir giyim şirketi) giyen çocukların yüzleri uzaylıya benzer hale getirilmiştir ve aslında reklamda kendisine süt verilmiş bir çocuğa saldırganların giydiği kar maskesi uzatılmıştır’

Altında yatan neden genelde mizahi, hatta politik veya tamamen saçmalık olabilir ve eğer sanatçıya aşina değilse, gözlemci için hiçbir şey ifade etmeyebilir. Mesela, Londra’lı bir sokak sanatçısı olan ‘Caliper Boy’ sanat eserlerini kendi efsanevi ‘garip ve korkunç bir paralel dünya olan Pislikistan’dan bu ağzı bozuk ve kıro çocuk’ hikayesi üzerinden yaratmıştır. Bunun akabinde cilalanmış ve üzerinde ‘küçük kirli sır’ yazan, elle çizilmiş hüzünlü bir çocuk resmini de içeren posterlerini Londra civarına asmıştı. Sıradan bir gözlemleyici postere dikkat kesilebilir ve anlamını merak edebilir, eğer gören Caliper Boy’a aşina biri ise, artisti tanıdığı ve Pislikistan’dan gelen çocuğun hikayesini bildiği için kendini ayrıcalıklı hisseder.

İroniktir ki, dünyanın her köşesinden galeri sahipleri grafiti yazımı ve sokak sanatını idrak etmeye başlamış ve sanatçılarla iş birliği içine girmek için yeni yollar bulmuşlardır. Grafiti yazıcıları ve sokak sanatçıları daha kısıtlı bir izleyici tecrübesi için kendi konseptlerini galeri ve müzelere eserler yaratmak için sokaktan getirmişlerdir. Retna grafiti sanatçılığından galeri sanatçılığına geçiş yapmış oldukça başarılı bir örnektir. Diğer tanınmış grafiti ve sokak sanatçıları ile birlikte Los Angeles’taki Modern Sanat Müzesi’nde, Amerika’nın grafiti ve sokak sanatı tarihindeki ilk en büyük müze sergisi olan ‘Sokaklardaki Sanat’ adlı gösterime katılmıştır.

Sokak sanatının gücü insanları gün be gün tecrübelerinin bir parçası olarak cezbedebilmesinden gelmektedir. Grafiti yazımı ile, izleyici kişisel ve yıkıcı bir faaliyetin parçası olur. Mekan bakımından benzer sanat hareketleri olsalar da sokak sanatı ve grafiti yazımı, tekniği, işlevi ve hedef kitlesiyle birbirinden ayrılır.

Yazan: Jill C. Weisberg
Çeviren: Merve Kaftancıoğlu

Kaynak: schriftfarbe

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.