Bu yazımda, rüyaların insanların uyandıktan sonraki davranışlarıyla nasıl ilişkilendirildiğinden ve bu ikisi arasındaki yakın bağdan bahsedeceğim. Hiç rüyanızda birinin size yaptığı şey yüzünden ona kırıldığınız oldu mu? Bunun nasıl ve neden olduğunu, Friends ve The Matrix’e referansla açıklayan birtakım teoriler var.

“Hiç gerçekliğinden emin olduğunuz bir rüya gördünüz mü? O rüyadan uyanamasaydınız ne olurdu? Rüyalar dünyası ve gerçekler dünyası arasındaki farkı nasıl ayırt ederdiniz?” – Morpheus, The Matrix.

İnsanlar doğaları gereği rüyaları büyüleyici bulur. Rüyaları araştıran bir bilim insanı ve bir profesör olarak, sıklıkla arkadaşlarım ve öğrencilerimden neden rüya gördüğümüze, rüyaların nereden geldiğine ve ne anlama geldiklerine dair gelen sorularla karşılaşırım. (Ve sonrasında da genellikle dişlerinin döküldüğü o yakın zamandaki tuhaf rüyanın karmaşık detaylarını dinlerim.)

Süreklilik hipotezi’ rüyaların, insanların uyanıkken başlarına gelen şeylerle ilgili olduğunu öne sürer. Başka bir deyişle, rüyalar uyanık yaşamlarımızın bir ‘devamıdır’. Aslında insanların rüyalarında ortaya çıkanlar çoğunlukla uyumadan önce yaptıkları ve deneyimledikleri şeylerdir. Örneğin, yakınlarda basketbolla ilgili bir rüya gördüm, ki bu mantıklı çünkü şu sıralarda çok sayıda NBA play-off karşılaşması seyrettim.

Fakat benim araştırmam bunun zıttı bir soruyu inceliyor, o da rüyaların biz uyandıktan sonra davranışlarımızı nasıl etkilediği.

Daha fazla ilerlemeden önce kendinize sorun, hiç yakın olduğunuz birisiyle ilgili bir rüya gördüğünüz ve ertesi gün rüyanızda size yaptığı şey yüzünden o kişiye kızgın olduğunuz oldu mu? Ya da hiç, bir kimsenin rüyasında gördüğü şey yüzünden size kızdığı oldu mu? Bu olay, Friends’in bir bölümünde, Phoebe’nin Ross’a tüm gün kızgın olup nedenini bir türlü çözemediğinde işlenmişti. Phobe sonunda kızgınlığının, Ross’un ona rüyasında söylediği kötü sözlerden kaynaklandığını farketmişti. 

Tez çalışmamda meslektaşlarımla beraber ilgi alanımız, insanların romantik partnerleriyle ilgili gördükleri rüyaların, uyandıktan sonraki etkinlikleriyle nasıl bir ilişkisi olduğu idi. 61 katılımcıdan (Stony Brook Üniversitesi lisans öğrencileri) 2 hafta süreyle rüyalarını takip etmelerini rica ettik. Onlardan uyanır uyanmaz rüyalarını kaydetmelerini ve bize rüyalarından hatırladıkları her şeyi (içeriğine ve algılanan anlamına bakmaksızın) anlatmalarını istedik. Onlardan ayrıca aynı 2 haftalık dönemde partnerleriyle etkinliklerini de takip etmelerini istedik; onlara her gün ne kadar sevgi/yakınlık hissettiklerini, ve ne kadar çatışma yaşadıklarını sorduk.

Meslektaşım Adela Apetroaia ve ben her rüyayı inceledik (toplamda 850’nin biraz altında rüya topladık!) ve içerik ilişkilerine göre rüyaları kodlandırdık. Katılımcıların çoğu (%85 kadarı) 2 haftalık araştırma süresi boyunca partneriyle ilgili en az bir rüya görmüştü.  Ortalamada, kişiler sürenin %25’inde partnerleriyle ilgili bir rüya gördüğünü bildirdi ve bu rüyaların yarısı kadarı olumlu bir etkileşim içerirken çeyreği kadarı bir çatışma içeriyordu. Ek olarak, katılımcılar partnerleri olmayan kişilerle ilişki kurduklarını da gördüler! Biz bunlara ‘sadakatsizlik rüyaları’ dedik. Çalışmamdan birkaç rüya örneği için, şu makaleye bakabilirsiniz.

Çatışma veya olumsuzluk içeren rüyalar görüldüğünde, kıskançlık ve ihanet duyguları da buna dahil, bu rüyalardan uyanan kişiler partnerleriyle daha çok çatışma yaşamışlardı. Sadakatsizlik rüyaları gördüklerinde (rüyalarında kendileri başkalarıyla ilişki kuruyorlardı), bu rüyalardan uyandıklarında partnerlerine karşı daha az sevgi/yakınlık hissetmişlerdi.

Söz konusu etkilerin kaynağında (a) ilişkinin uzunluğu (çiftlerin ne kadar zamandır beraber olduğu), (b) ilişkinin sağlıklı olması (kişilerin ilişkilerinden ne kadar memnun olduğu), (c) kişilerin güvensiz bir kişiliğe sahip olup olmaması gibi alternatif açıklamalar bulunuyor olabilir mi diye istatistiksel kontroller yaptıktan sonra bile sonuçlar değişmedi. Bu da şunu gösteriyor ki, bu rüyaların onu gören kişilerin uyandıktan sonraki eylemlerini veya partnerleri hakkındaki hislerini etkileyen özel bir tarafı vardı. Buna rağmen, ilişkilerinde güvensizlik hisseden kişilerin kıskançlık ve ihanetle ilgili daha çok rüya gördüğü de bir gerçek.

Rüyalar ve davranışlar arasındaki bu ilişkiye dair olası bir mekanizma, rüyaların ertesi günkü davranışlarına kadar yayılan düşünce/hisleri aktive ederek insanları ‘tetiklemeleri’dir. Başka bir deyişle, rüyalar domino etkisi yaratırlar- örneğin rüyada birisiyle yaşanan çatışma, o kişiyle bir çatışma düşüncesini  tetikler, sonra insanlar uyanıp bu rüyaları hatırladıklarında, çatışma şeması hala aktiftir. Bu da insanların davranışlarını etkiler.

Fakat bu ‘tetikleme’ açıklaması her şeyden önce bu rüyaları neden gördüğümüzü veya bu rüyaların uyandıktan sonra davranışlarımızdaki değişikliklere nasıl hizmet ettiğini açıklamaya yetmez. Gerçek şudur ki, bu soruların cevabını hala bulabilmiş değiliz. Rüyalar bilimin çözülememiş büyük sırlarından biridir. Bu sorulara ışık tutabilecek bazı teoriler mevcuttur. Patrick McNamara REM uykusu ve rüyaların, yakın ilişkilerde kurulu olan bağları güçlendirmeye evrildiğini öne sürer. Bu teoriyi destekleyen bazı kanıtlar vardır. Örneğin, benim araştırmamda mutlu ilişkileri olan kişiler rüyalarında partnerleriyle seks yaptıklarını gördüğünde, ertesi gün daha fazla aşk/yakınlık hissettiler. Peki ama tüm bu çatışma rüyaları ne anlama geliyor? Bunlar da o zaman bağ kurmanın tam zıttına işaret ediyor olabilir!

Diğer bir teori rüyaların problem çözmeyi ve duygusal adaptasyonu kolaylaştırdığıdır. İlişkilerde çatışmanın her zaman kötü bir şey olmadığını unutmamak gerekir. Çatışmalara yapıcı bir şekilde yaklaşmak başarılı ilişkilerde çok önemli bir bileşendir.  Rüyalar ilişkilerle ilgili bazı endişeleri yansıtabilir, ve sizi bu endişeler üzerine derin düşünmeye itebilir. Bazen halledilmesi gereken tatsız bir şey vardır, ve rüyanız partnerinizle o zor konuşmayı yapmak için motivasyon görevi görebilir.

O halde devam edersek, sizlere şiddetle rüyalarınıza dikkat etmenizi öneririm. Rüyalar kullanılmayan inanılmaz bir kaynak, bir bilgi mahzeni ve kendinize, işinize, ilişkilerinize, hatta sağlığına dönük bir içgörüdür. Bu yüzden bir rüya günlüğü tutun. Rüyalarınız size gerçekten önemli bir şeyler söylemeye çalışıyor olabilir…Yani, uyanın!

Yazan: Dylan Selterman
Çeviren: Senem Erberk Akbaş
Kaynak: in-mind

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.