Bir asırdan daha uzun bir süredir bilinçdışını eşeleyen psikanaliz yaşını gerçekten gösteriyor.

American Psychoanalytic Association (Amerikan Psikanaliz Birliği) üyelerinin yalnızca yüzde 15’i 50 yaşın altında. Ve çoğu kişi geleneksel Freudyen analizi -yıllarca her gün kanepeye uzanıp çocukluğundan bahsetmek- modern yaşama uyum sağlayamayacak kadar pahalı ve yoğun, küf kokulu eski bir yöntem gibi görüyor.

Ancak psikanalistler Sigmund’dan vazgeçmeye henüz hazır değiller.

Mesleklerini tekrar canlandırmaya kararlı olarak, yeni ve daha çeşitli bir terapist nesil yetiştirmeye çalışıyorlar. Analize temel oluşturan kavramlar hakkında okul çocuklarına bilgi veriyorlar. Yakında gerçekleşen Başkan Trump’a analiz gözüyle bakmak gibi halka açık konuşmalar düzenliyorlar. Çalışma alanlarını, kimi zaman sinirbilimcilerle işbirliği içinde, daha özenli araştırmalara açıyorlar.

Ve psikanalizin önemi ile ilgili olarak şüphe içindeki bir halkı ikna etmeye çalışıyorlar. Evet, Sigmund Freud’un büstleri, Amerika Birleşik Devletleri’nin en eski eğitim merkezi olan New York Psychoanalytic Society & Institute’a (New York Psikanaliz Topluluğu ve Enstitüsü) giren herkesi bakışlarıyla sindiriyor. Ne var ki psikanalistler, Freud’un psikoseksüel gelişim aşamaları ya da id, ego ve süperego konusundaki fikirleri üzerinde gereğinden fazla durmadıklarını söylüyorlar.

“‘Bu, sizin Freudyen olduğunuz anlamına mı geliyor?’ diyor insanlar.” diye ifade ediyor Manhattan’da bir psikanalizci olan Adele Tutter. “Bugünün nükleer fizikçisine Kopernikçi olup olmadığını sormak gibi bir şey bu. Kopernik’in söylediği şeylerin çoğu doğru değildi fakat katkıda bulundu. Temelleri koydu.”

Psikanaliz için temeller, bilinçdışı ile başlar. Freud, insanların var olduğunu bilmedikleri ihtiyaçlarını karşılamak için hareket ettiği fikrini, kuram haline getirmiştir. Freud’a göre eğer hastalar terapide akıllarına gelen her şeyi konuşabilirlerse –“serbest çağrışım” olarak bilinen kavram- zamanla, kendilerinde zarar verici davranışa yol açabilen bilinçdışı hislerini ortaya çıkarırlardı.

Bu günlerde mesleğin uygulayıcıları, bu tür fikirlerin psikanalistin kanepesinin ötesinde bir güce sahip olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar.

“Psikanaliz fikirlerini ofislerimizin dışında -okullarda, kuruluşlarda ve iş dünyasında- uygulamaya başladık.” diyor American Psychoanalytic Association’ın geçen dönemki başkanı Mark Smaller, “Toplumsal konuları üyelerimizin zihinlerinde çok daha önemli hale getirdik.”

Sözgelimi Illinois, Cicero’daki Morton Alternative School’da (Morton Alternatif Okul) Smaller, psikanalizi risk altındaki ergenlere ulaştırıyor. Şu an Project Realize 12’nci yılında, saldırgan ve olumsuz davranışları nedeniyle devam ettikleri liselerden atılmış 400’den fazla öğrenciyi tedavi etti. Smaller, programın şiddetin azaltılmasına ve mezuniyet oranlarının yükselmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.

Halk katılımının başka bir biçimi, Das Unbehagen denen deneysel bir psikanaliz grubundan geliyor. Das Unbehagen, Freudyen fikirlere duyarlı olabilecek bir izleyici çekmek umuduyla sık sık alışılmışa meydan okuyan konularda halka açık okuma etkinlikleri ve gösteriler düzenliyor.

“Güzel sanatlar veya bilinmezler hakkında konuşmak faydalı oluyor.” diyor New York’ta klinik psikolog ve psikanalist ve grubun kurucularından biri olan Vanessa Sinclair, “İlgi duyan daha genç insanlarla tanıştım ve onlara psikanaliz sevgisi kazandırabilirim. Psikanaliz birçok insan için sezgisel olarak anlamlı geliyor.”

Kanepeye daha fazla hasta çekme mücadelesi

Topluma ulaşma çalışmaları işe yarıyor mu?

Eğer hedef, toplumsal farkındalıksa muhtemelen işe yarıyor. Ocak ayında, Library of Congress (Kongre Kütüphanesi), Freud’un psikanaliz ile ilgili ve kişisel makalelerinden oluşan dijital bir arşivi açtı. Son altı ay içinde biri araştırma, diğeri biyografi olmak üzere Freud üzerine yazılmış iki yeni kitap yayımlandı. Kanye West ve Donald Trump gibi kişiliklere “psikanaliz yaptığını” ileri süren makaleler düzenli olarak sosyal medyada paylaşılıyor.

Fakat psikanalistler kanepelerine daha fazla hasta çekmenin, yokuş yukarı giden bir mücadele olacağını kabul ediyorlar. ABD’de takriben 5 yetişkinin 1’i zihinsel sağlık sorunlarına maruz kalacak, gelgelelim psikanaliz nadiren sigorta kapsamına alınıyor veya geçerli bir tedavi seçeneği olarak değerlendiriliyor.

“İlaç tedavisi üzerinde çok daha fazla duruluyor.” diyor 106 yıllık New York Psychoanalytic Society & Institute’ün başkan yardımcısı Lisa Deutscher, “Toplumun tercihen ayrıcalıklı bir sınıfında dahi, terapide zaman geçirmenin yararlı olacağı fikrinden vazgeçme söz konusu. İnsanların işleri için 7 gün 24 saat derhal görev başına gelebilecek durumda olması gibi daha büyük baskılar var. Bu durum, hayattaki diğer özverileri daha zor hale getiriyor.”

Analist olmak isteyen kişilerin eğitim almak için zaman bulmaları bile zor olabilir. Tıp doktorluğu derecesi, doktora derecesi veya klinik sosyal hizmet uygulaması lisansı alana kadar başlayamıyorlar. Ondan sonrada psikanalizde dört yıllık ders ve 200 saatlik klinik eğitimi tamamlamaları gerekiyor.

Hepsinin ötesinde, en az iki yıl boyunca haftada en az dört seans psikanalize tabi tutulmak zorundalar.

“Bunlar, her psikoloğun analist olmayı istediği zamanlar olan 1950’lere uyan gereksinimler.” diyor Manhattan şehir merkezinde özel muayenehanesi olan psikanalist Jamieson Webster, “Eğer tıp doktorluğu için eğitim alıyor, doktora yapıyor veya bir lisanslı sosyal hizmet uzmanlığı programına devam ediyorsanız özel bir muayenehane açıp bir iş sahibi olmak analiz eğitimi için yeterli koşullar olmuyor. Adaylar kendi psikanaliz kimliklerine 50 yaşında ulaşıyorlar. İnanılmaz!”

Bu durum, aynı zamanda American Psychoanalytic Association’daki üyelerin yüzde 52’sinin neden 60 ile 80 yaşları arasında olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir.

Illinois’deki okul programını yürüten Smaller, “Biz yaşlanan bir kuruluşuz.” diyor, “62 yaşındayken başkan seçildiğimde, devrimci olarak görülmüş olmam ürkütücüydü.”

Yeni nesil psikanalistler yetiştirmek getirmek için, eğitim merkezleri “psikanalitik psikoterapi” adı verilen bir tedavi biçimini benimsediler. Bu tedavi motivasyon ve bilinçdışı hakkında Freudyen fikirleri içeriyor ve öğrenmesi sadece iki yıl sürüyor ki bu da yeni adayların mesleğe katılmaları için daha kolay ve daha ucuz bir yol sağlıyor.

Ve geçen yıl ilk kez, American Psychoanalytic Association, öğrencileri arasında çeşitliliği teşvik etmek için eğitim kuruluşlarının programlar geliştirmelerine yardımcı olmak için iki “çeşitlilik hibesi” sundu. Lakin hibeler çok küçüktü: St. Louis Psikanaliz Enstitüsü ve Emory Üniversitesi Psikanaliz Enstitüsü’nün her birine sadece 2.500 dolarlık hibeler verildi.

Sinirbilime açılan deneme niteliğinde bir kucak

Belki de psikanaliz için en radikal hareket, Freud’un zihin teorisi uygulamalarının fiziksel beyni nasıl etkilediğini görmek için bilimsel araştırmalara kucak açılmasıdır.

Cape Town Üniversitesi nöropsikoloji bölüm başkanı ve International Psychoanalytical Association’ın (Uluslararası Psikanaliz Derneği) araştırma başkanlığını yürüten Mark Solms, “Psikanalizin bu kavramları yeni kanıtlara, yeni terminolojilere, yeni yöntemlere açması gerekiyor.” diyor. Sinirbilim ile psikanalizin harmanlanmasını, “ilerlemenin yolu” olarak görüyor.

Solms’un ilk olarak 80’lerin ortasında önerdiği bu düşünce hatırı sayılır derecede bir dirençle karşılaştı. Bu günlerde ise artık kabul görmeye başladı.

“Kanımca psikanaliz, son birkaç yıldır, bilim masasına geri döndü.” diyor Smaller.

2010 tarihli, son araştırmaların değerlendirildiği bir meta analizin bulgularına göre, psikanaliz bazı hastalar için ilaçtan daha etkili ve hastalara anksiyete gibi koşulları kontrol etmek için pratik araçlar vermeyi amaçlayan kısa süreli bir tedavi süreci olan bilişsel davranış terapisi kadar etkili. Ancak psikanalistler, daha titiz araştırmalara ihtiyaç olduğunu söylüyorlar.

“Şüphe duymadan işe yaradığını düşündüğümüz bazı şeylerin işe yaramadığı gerçeğine açık olmalıyız.” diyor Deutscher, “Fikirlerimizi test ediyorsak bazılarının doğru, bazılarının da yanlış olduğunun kanıtlanacağını anlamak zorundayız.”

Araştırmanın önemli bir yan etkisi, psikanalistlerin kibirli ve soğuk olduklarına ve diğer sağlık çalışanlarıyla ortaklık etmek istemediklerine dair ünlerini akıllardan çıkarmak olacak.

“Psikanalistler rasgele kontrol muayeneleri yapmaya ve fiili olarak tedavilerinin sonuçlarını ölçmeye istekli olmaya ancak son zamanlarda başladılar.” diye ekliyor Solms, “Bu bilgi biriktikçe reklamını yapmak bizim elimizde. Ne ile karşı karşıya olduğumuzu unutmamalıyız. İlaç endüstrisi muazzam ve muazzam kaynakları var. Bu zorlu bir mücadele olacak ama kanıtlar ortada.”

Yazan: Carter Maness
Çeviren
: Jülide Yapıcı

Kaynak: The Week

Libido Portal’da yayımlanan, Libido yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

1992 yılında Hacettepe Üniversitesi mühendislik fakültesi gıda mühendisliği bölümünden mezun oldum.Çeviri yapmaya mezuniyet tezimin çevirilerini yaparak başladım. Daha sonra akademik ve özel sektörde tez ve proje çevirileriyle devam ettim . Gıda üretim ve kalite kontrol sorumlusu olarak gıda sektöründe , İngilizce öğretmeni olarak eğitim sektöründe , yönetici asistanı olarak özel sektör yatırım teşvik projelerinde , akademisyen olarak üniversite meslek yüksek okullarında görev aldım.2016 yılında İstanbul Üniversitesi AUZEF felsefe bölümü ve HAYEF pedogojik formasyon programını tamamladım.