Psikanalitik Psikolojiye Güncel Yaklaşımlar

Ünlü bir filozof, yazar, psikolog ve psikanalist, Amerikan Profesyonel Psikoloji Kurulu üyesi, PhD Jon Mills, psikanaliz üzerine tartışmalar hakkında yeni önemli  bir kitap yazdı. Conundrums: A Critique of Contemporary Psychoanalysis (Muammalar: Günümüz Psikanaliz Eleştirisi), günümüzde psikanalizinin faydalarına ve kısıtlamalarına ilişkin düşünceli bir tartışma sağladığı gibi, psikanalitik terapilerin neler sunabileceği konusunda nasıl politikalarla halkla (ve birbirimizle) daha iyi iletişim kurabileceğimizi düşünmemizi de sağlıyor.

Dr. Mills ile kitapta ele alınan konulardan bazıları ve psikanalitik yaklaşımın onlar için doğru olup olmadığına dair merak eden insanlar için bazı sağduyulu tavsiyeleriyle ilgili röportaj yaptım. Psikanalitik fikirlerle ilgiliyseniz, bu röportaj kaçırılmamalı!

TMG: Yeni kitabınız, Conundrums: A Critique of Contemporary Psychoanalysis psikanalize olumlu ve olumsuz yaklaşımlarla değiniyor. Ancak halkın çoğu, psikanalistlerin insan sıkıntıları hakkında düşünme yollarının ve birçok yaklaşımın olduğunun farkında değil. İlişkisel teoriler ve daha geleneksel yaklaşımlar arasındaki farkı anlatabilir misiniz?

JM: Halk psikanalizin bir süre için bir düzeltme olduğunun muhtemelen farkında değil. İnsanlar artık sadece analiz edilmek istemiyorlar. Burada uzman bir otorite figürü, zihninizde neyin yanlış olduğunu ve içsel düşüncelerinizi ve içeriklerinizi rüya yorumuyla nispeten acı çekmeden bir varoluş elde edebilmek için yakından inceleyerek size anlatır. Günümüzde modern analist, insancıl duyarlılığı olan bir psikoterapisttir. Diğer bir deyişle bilimsel bir nesne olmaktan ziyade bir insansınız ve tüm insanı oluşturan eşsiz dinamiklerle uyumlusunuz. Alandaki farklı yaklaşımlar hakkında geniş çaplı genellemeler yapmak yanıltıcı olsa da bizim amaçlarımız için aslında bir odaklanmadır. Daha geleneksel yaklaşımlar, hayal kırıklığına uğramış arzularımızdan ve fantezilerimizden kaynaklanan iç çatışmayı anlamaya odaklanırken, daha çağdaş yaklaşımlar, genel olarak düşünülürse, diğer insanlarla nasıl ilişkili olduğumuzu ve (geçmiş ve şimdiki) başkalarıyla ilişkilerimizin kişiliklerimizin çekirdeğini ve mevcut psikolojik zorlukları nasıl şekillendirdiğini vurgular.

TMG: Olası bir hasta, hangi tür psikanalitik tedavinin kendi için doğru olduğunu bilir mi?

JM: Bugün çoğu tüketici kendi araştırmasını yapar. Bu, aynı şekilde psikanalitik tedavi için de geçerlidir. Herhangi bir psikanalitik bilgilendirmenin ve her terapistin her hasta kadar eşsiz olduğunu söylemenin adil olduğunun çoklu teorileri ve yöntemleri vardır. Bu durumda benim önerim, iyi bir uyum hissettiğin yerde bir terapist aramaktır. Bu, birinin kuramsal yöneliminden çok daha önemlidir. Bu insana güvenebileceğini hissediyor musun? Önemsendiğini hissediyor musun? Korkusuz ya da yargılanmadan açık ve dürüst olabilir misin? Kişiler arası olarak güvende hissediyor musun? Bunlar, anlamlı bir terapatik çalışma yapmak adına, uzun bir yol kat etmek üzere toprağı hazırlamak için yararlı olan niteliklerden bazılarıdır.

TMG: Kitapta bahsedilen çoğu önemli konudan birisi terapiste kendini açabilmektir. Eğer terapistleri kendileriyle ilgili aşırı konuşuyorlarsa nasıl bileceklerini göz önüne alarak hastalar için birkaç yönerge önerebilir misiniz?

JM: Bir hastanın sorması gereken ilk soru, onu yararlı (kendini açma) bulup bulamayacaklarıdır. Terapistlerinin, hayatları ya da kişisel düşünceleri hakkında sözlü ifadelerinden dolayı rahatsız, kızgın, sıkıntılı vb. hissediyorlar mı? Bu genellikle terapistin çok fazla ifşa ettiğinin ve kişinin kendi sürecine müdahale ettiğinin iyi bir işaretidir. Etkilerini keşfetmeden ne yapacağına dair doğrudan tavsiye veren, kendi özel hayatından kişisel detayları anlatan, kendi kırılgan hislerini tartışmaya hazır ve özellikle kendi psikolojik çatışmalarını ve geçmiş mücadelelerini anlatmaya gönüllü olan herhangi bir terapistte (“Travmatik bir çocukluk yaşadım, bu yüzden neler yaşıyor olduğunu anlayabiliyorum” ya da “ kötü bir ilişkim vardı” veya “ geçmişte anksiyete problemlerim vardı ve bu bana yardım eden şeydi vb.” gibi) – bunlar dikkat edilmesi gereken şeylerdir. Aşırı kendini anlatmak, terapistin sınırlarla ve tedavide kendi anksiyetelerini frenlemekte sıkıntıları olduğunun göstergesidir.

TMG: Psikanalitik klinisyenlerin, iyi bir terapist bulmaya çalışan hastalar için mantıklı olmayan teorik argümanlarla kendi aralarında çatıştıkları uzun bir tarihsel geçmişleri vardır. Analitik camiadaki bazı insanların bu kadar çok tartışması hakkında ne düşünüyorsunuz?

JM: Analistler de insan. Kendi rekabetçi mücadeleleri, profesyonel kimlikleri, saldırganlıkları, narsistik eğilimleri ve tıpkı herkes gibi duygusal önyargıları var. Kavgalar aynı zamanda kişisel tutkulara, kişisel çıkar ve hırsa, düşünsel münakaşaya ve hepsinin üstünde politikaya dayanır.

TMG: Psikanalistlerin halka yardım eli uzatmak için neye ihtiyaçları olduğunu düşünüyorsunuz?

JM: Genellikle kestirme bir çözüm mentalitesi tarafından banal bir teori ve tedavi sunan psikolojideki belirsiz yaklaşımlara saygılı bir alternatif olarak, halkın gözünde daha görünür olmaya ihtiyaçları vardır. Halk sıklıkla psikanalizin, insan doğası ve mental işleyişinin tüm yönlerini açıklayan psikoloji tarihindeki en karmaşık psikolojik teori olduğunun farkında değildir. Tabiatı gereği karmaşıktır. Ve her zaman halka açılmak, erişilebilir hale getirmek kolay değildir. Bu yüzden analitik klinisyenlerin -psikologların, hekimlerin, hizmet çalışanlarının yüksek seviye terapistelerin ve benzerlerinin- tüm türlerinden halka sunabilecekleri şeyler hakkında daha çok seslerini çıkarmaları gereklidir. Gerçekten aradıkları ama diğer modalitelerle bulamadıkları, insanları bağlayan gerçekçi bir tavırda, halka anlatmaya istekli olmalıdırlar. Diğer profesyonelleri dahil etmeye, basit tedavi ve bakım kavramlarına meydan okumaya istekli olmalı; diğer bilim insanları, akademisyenler, profesyonel organizasyonlar, savunma grupları ve politik organlar ile diyalog halinde olmalı ve insanların gereksinimlerine ilgi çekmek için bir halk yaklaşımı edinmelidir. Popüler basın için yazmak, halk dersleri vermek, gazeteler, dergiler radyo ve televizyon programları için röportajlar yapmak, katkıları ve değerleri hakkında halkı bilinçlendirmek önemlidir. Sözün özü şudur: Bu ekmek yapar mı? Yaptığını tartışırım. Tedavi için psikanalitik ve psikodinamik perspektifler bir insanı, içsel oluşumlarının gerçeğine ve sorumluluklarını yerine getirmeleri için potensiyellerine maruz bırakmak amacıyla kendilerinin daha derinlerine çeker. Tedaviye diğer yaklaşımlar sıklıkla olmaz çünkü onlar sadece düşüncelerin ve davranışın yüzeyine ulaşır. Psikanaliz insanların çoklu içsel motivasyonlarını ve çatışmaları ve uyumsuzluklarından sorumlu oldukları çelişkili gereksinimlerini fazlasıyla anlamalarına bir olanak sağlar. Bu, “düşündüğün şekilde hissedersin” ya da “tek yapman gereken şey alışkanlıklarını ve davranışlarını değiştirmek ve mutlu olmak” basit inancını benimseyen Bilişsel Davranış Terapisi gibi popüler tedavi yöntemlerinden çok daha faydalıdır. Bu sadece böyle işlemiyor. Bu yaklaşım bir yarayı dikmeden, üstüne sadece bir bant yapıştırmaktır. Diğer bir deyişle, öncelikle, bir insanın acısına neyin sebep olduğunun ve neyle başladığının kökenine inmez. Psikanaliz, bir insanın güdülenmesini ve bağlarını anlayarak ve daha sonra belirsiz ıstırabı ve tıbbi belirtileri daha sağlıklı olan yeni oluşum modlarına dönüştüren bu bilinç dışı (sübliminal) süreçleri dile getirmeyi sağlayan nedene ulaşmasına olanak sağlar. e bu terapötik yaklaşım semptomların hafifletilmesini hedefleyen yüzeysel yöntemlerden ziyade kalıcı değişime götürür.

TMG. Psikanalizin demode ve faydası olmayan bir şey olarak oldukça olumsuz bir ün kazanmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

JM: Bu, psikanalizden ne anladığına ve kime danıştığına bağlıdır sanıyorum. Eğer psikanalizde, haftada beş kez, sessiz bir şekilde, neden babanı öldürmek ve annenle evlenmek istediğini anlatan bir şeker dağıtıcısı gibi yorumlar yapıylıorsa, bu şekilde bu ünü kazandığını söyleyebilirim. Çoğu insan bu lüksü maddi olarak ya da uygulamada göze alamadığından, hastalarımızı düzenli psikoterapi uygulamalarımızda analitik olarak gören çoğumuz, ezoterik Freudcu teoriye odaklanmak yerine, bir kişi için en önemli olanı ele almaya çalışırız, böylece daha tatmin edici bir hayat sürdürebilirler.

TMG: Conundrums’ta bahsettiğiniz daha karmaşık ama önemli fikirlerden birisi ise karşı aktarımların hayata geçirilmesi fikridir. Bu konseptin temel fikirlerini yıkabilir ve bize uzun vadeli analitik tedavide müdahalelerin nasıl zarar verebileceğini veya yardımcı olabileceğini söyleyebilir misiniz?

JM:  Diğerlerinin geçmişte söyledikleri ya da yaptıkları şeye dayanan onlara aktardıkları güçlü duygusal reaksiyonlara sahip müşteriler gibi terapistler, kendi içsel çatışmalarını ve anksiyetelerini, terapide böyle yaptıklarının tamamen farkında olmaksızın dışa vurabilirler. Karşı aktarımdan kastettiğimiz şey budur ve sıralanabilir formlar alırlar. Serbest davranışlı terapistin kendini açığa vurması bunun iyi bir örneğidir, ancak beklenmedik etkilere yol açan kasıtsız bir şey söylemek veya yapmak, tedaviyi etkileyen daha incelikli bir şeydir. Örneğin, çağdaş bir ilişkisel analist, oturumdaki hastası için cinsel arzusunu itiraf ettiği hakkında açıkça yazdı. Bu, herhangi bir hastanın duyması için zararlı olabilecek, karşıaktarım önleminin açıkça görülebilen bir örneğidir. Ancak bazen terapistler riskli ya da uygun görüldüğü şekilde davranabilirler, ancak sonunda olumlu ya da yardımcı sonuçları vardır. Örneğin, son zamanlarda bir hastamın,  kanser teşhisi konduğu ve kemoterapi görmesi gerektiği haberini öğrendiğimde, bu zaman süresince onu görmeye geleceğimi ve ona destek olacağımı söyledim. Aniden bunu söylememin tek sebebi, meslektaşlarımın bunu bir karşı aktarım kanunu olarak addedmesi gerçeğine karşın, ona derinden anlamlı gelmesiydi.

TMG: Neden psikanalitik yaklaşımların diğer tedavi şekillerinden daha faydalı olduğunun düşünüyorsunuz?

JM: Daha önce de dediğim gibi, psikanalitik yaklaşımlar sık sık hastaların problemlerini keşfetmede daha derin özüne girer, böylece çatışmaların esas sebebini gün yüzüne çıkarmak ve insanlara onların neyi motive ettiğinin iç yüzünü anlamaya ve onları düşünmeye zorlamaya ve yaptıkları şekilde davranmalarına olanak sağlar. Terapiye yaklaşımların çoğu kısa ve öz, çözüm odaklıdır ve bir insanın neden anlamadan belirli bir şekilde düşündüğünü, hissettiğini ve hareket ettiği gibi yüzeysel düşünceleri sorgular. Belirtilerin nedenini belirtmeksizin hızlı semptomların hafiflemesine yöneliktirler. Buna karşın, psikodinamik perspektifler, yüzey tedavi yöntemleriyle yatışmayan bilinçdışı çatışmalarla ateşlenen tekrarlayan işlevsiz kalıplara ulaşmayla ilgili olarak daha yüzeysel ve bütüncüldür. Bu yüzden analitik terapi tipik olarak daha uzun sürelidir ve sadece belirtidaha yüzeysel ve bütüncüldür. Bu yüzden analitik terapi tipik olarak daha süre içinde daha uzundur ve sadece semptomların hafifletilmesini değil, aynı zamanda kişinin hayatını daimi olarak daha memnuniyetle yaşama özgürlüğü için geçmişin prangalarını kırmak adına hislerinde, davranışlarında ve hayat perspektiflerinde kalıcı değişim sağlar.

Yazan: Tamara McClintock Greenberg
Çeviren:Esra Demirezen
Kaynak: psychologytoday

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.