Deneyimlerinizi yorumlama şekliniz hayatınızı nasıl yaşadığınızı belirler.

Okuldaki deneyiminden dolayı cesareti çok kırılmış bir çocuğa dair eski bir hikaye vardır. Çocuk, büyükbabasına okulu bırakmak istediğini söyledi. Büyükbabası üç tencereyi su ile doldurup ateşin üstüne koydu.  Sonra tencerelerdeki sular kaynamaya başladı. İlkine havuçları, ikincisine yumurtaları ve sonuncusuna da çekilmiş kahve çekirdeklerini koydu. Hiçbir şey söylemeden yerine oturdu ve kaynamasını bekledi. Yaklaşık 20 dakika sonra ocağı kapattı. Havuçları kaseye aldı. Yumurtaları çıkarıp bir kasenin içine koydu. Sonra da bir bardağa kahveyi kepçe ile doldurdu. Çocuğa dönerek sordu “Ne görüyorsun? Söyle bana.” Çocuk “Havuçlar, yumurtalar ve kahve” diye cevapladı.

Sonra çocuğa havuçlara dokunmasını söyledi. Çocuk havuçların yumuşak ve peltemsi olduğunu fark etti. Büyükbabası yumurtayı alıp kırmasını söyledi. Kabuğunu soyduktan sonra çocuk lop yumurtayı gözlemledi. Son olarak, çocuğa kahveden bir yudum almasını söyledi. Kahvenin zengin aromasını tadarken gülümsedi. Çocuk “Anlamıyorum, bütün bunlar da ne demek oluyor?” diye sordu.

Dedesi güldü ve bu cisimlerin her birinin aynı sıkıntılı süreçlerden geçtiğini –kaynar su- ancak her birinin farklı tepkiler gösterdiğini anlattı. Ve büyükbabası “Hangisisin?” diye sordu. “Terslikler kapınızı çaldığında nasıl karşılık verirsiniz? Güçlü gibi görünen ama acı ve sıkıntılı durumlarda yumuşak ve güçlüğünü kaybeden havuçlardan mısınız? Hiç değişmemiş gibi görünen ama kalbi katılaşan yumurta mısınız? Yoksa acı veren bazı durumlarda sıcak suyu değiştiren kahve çekirdeği misiniz? Su kaynadığında hoş koku ve lezzet salar. Eğer kahve çekirdekleri gibiyseniz, bazı şeyler en kötü haldeyken bile sizin tavrınız çevrenizi daha iyi hale getirip tatlı ve makul yapacaktır.”

Hikayedeki kıssadan hisse ise deneyimin o kadar da önemli olmadığı, önemli olanın ise deneyimi nasıl yorumlayıp deneyime nasıl tepki verdiğimizdir. Her birimize hayatta bir dizi deneyim veriliyor. Deneyimler tarafsızdır ve bir anlamları yoktur. Deneyimleriniz hakkındaki yorumlarınız inançlarınızı ve dünya hakkındaki düşüncelerinizi şekillendirir. Bu da hayatınızı nasıl yaşayacağınızı etkiler. Büyükbabasının verdiği ders ise eğer koşullarınızı değiştiremiyorsanız kendinizi değiştirin.

Deneyimlerimizi farkında olmadan otomatik bir şekilde yorumlarız. İyi deneyimler miydi, kötülerden miydi, anlamları neydi? gibi gibi. Bunları –eğer varsa- yorumların ne anlama geldiğini pek düşünmeden yaparız. Örneğin, biri size çarptığında nedenini merak edersiniz. Size çarpması olayı kendi içinde tarafsızdır. Bir anlama sahip değildir. Sizin çarpışmayı yorumlamanız bu olaya anlam verir ve bu anlam deneyime olan bakış açınızı şekillendirir.

 “Çarpışmayı” bir kaza olarak yorumlayabilir ya da başkaları tarafından kasıtlı olarak fark edilmeyip çarpıştığınız küçük sonucunu da çıkartabilirsiniz. Kaldırım tasarımı yüzünden mimarı suçlayabilir ya da diğer insanlara karşı daha dikkatli olmadığınız için kendinizi suçlu hissedebilirsiniz. Çarpışmayı feminizm saldırganlığının kasıtlı bir örneği olarak yorumlayabilir ya da çarpışmayı kişinin flört etme biçimi olarak bile yorumlayabilirsiniz. Deneyimi yorumlama şekliniz sizin bakış açınızı belirler.

Birleşik Devletler tarihinde birçok büyük devlet başkanından biri olarak kabul edilen Abraham Lincoln hakkında bir an düşünün. Ebeveynlerini, yetiştiği koşulları, doğduğu tarihsel çağı seçemez. Günümüz psikologları onun ebeveynlerini işlevsiz ve nüfuz edici olarak nitelendirebilirdi. Sınıf arkadaşları tarafından okulda dalga geçilip taklit edilirdi çünkü asla düzgün oturmayan kıyafetlerinde uzun ince bacaklarıyla garip görünürdü. 22 yaşında işinde başarısız oldu, eyalet meclisinde adaylığını koydu yenildi ve başka bir iş kurdu yine başarısız oldu. 26 yaşında sevdiği kadın tarafından reddedildi ve sinir krizi geçirdi. 33 yaşında zihinsel açıdan dengesiz bir kadınla evlendi ve bir kez daha kongrelerde yenildi. 37 yaşındayken nihayet kongreye seçildi ama 39 yaşındayken kongrede tekrar mağlup edildi.  Daha sonra senato, başkan yardımcılığı ve senato için tekrar kampanya yürüttü ve mağlup oldu. 51 yaşındayken ABD başkanı seçildi.

Lincoln olumlu bir “Yapabilirsin” tavrıyla doğmadı. Aksine yaşamı, kişinin deneyimlerini karşı olumlu bir tutumun dikkate alınması ve uygulanmasına şahitlik eder. Lincoln zorlukları beklemeyi öğrendi ve bu yüzden problemlerle karşı karşıya geldiğinde travmatize olmadı ve yenilmedi ancak bunları olayların doğal bir sonucu olarak gördü. Lincoln daha zor olan işin olumlu yorumlamayı sürdürmek olduğunu öğrendiğinde hayatın değerini daha çok bildi.

Lincoln başarısızlıklarını, yenilgi deneyimlerini kendisi seçmedi ancak nasıl karşılık vereceğini kendisi seçti. Bir olaya karşı nasıl tepki göstermesi gerektiğini değil nasıl yorumlaması gerektiğini fark etti. Onun hayatı, yenilgileri zafere dönüştürmek için insanlığın potansiyelini çıkmaz durumlarda başarıya dönüştürmesinin şahididir. Bu olaylar ona bağlı değildi. Kendi davranışları durumun ona olan etkisini belirledi. Artık bu durumu değiştiremeyince kendini değiştirdi.

Yazar: Michael Michalko
Çevirmen: Hazal Gülce Güleç
Kaynak: creativitypost

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.