Bir duyguya sahip olmak ne anlama geliyor? Duyguyu “hissediyor olmak” anlamına geldiği çok açık. Mutluysanız ama bunu bilmiyorsanız, nasıl gerçekten mutlu olabilirsiniz?

Bu düşünce William James’e doğru görünmüştü. Ona göre; duyguları arzu gibi diğer psikolojik durumlardan ayıran şey, onları bilinçli olarak hissediyor olmaktı. “Bilinçli bir şekilde hissetmiyorsak geride hiçbir şey yoktur, duygularımızı oluşturulabilecek bir akıl bile” diyordu. Sigmund Freud da aynı düşünceye sahipti: “Bilinç kesinlikle bir duygunun özüdür, duyguyu hissetmemiz için onun bilincimize girmesi gerekiyor.”

Ama duygular karmaşık şeylerdir. Bir duyguyu hissetsek bile onunla ilişkili olan farkına varmadığımız tarafları da olabilir. Mesela; klinik psikologlar bazen öfke kontrol bozukluğu olan hastalarına, yaklaşan öfkeyi kontrol altında tutabilmek için avuç içinde terleme ya da çeneyi sıkma gibi uyarıcı işaretlere dikkat etmelerini öneriyor. Korktuğumuzda ya da cinsel olarak uyarıldığımızda ise kalp atışımız ve soluk alışımız yine biz farkına varmadan-dikkat edersek farkına varabiliriz- hızlanıyor. Dahası, korku cinsel uyarılmayı artırabilme ya da öyle sanılmasını sağlama yeteneğine de sahip.

1974 yılında, bir araştırma için çekici bir kadın muhabir bir grup erkeği ürkütücü bir asma köprüde, başka bir grup erkeği ise ürkütücü olmayan bir köprüde durdurur. Bu erkeklerden bir anketi doldurmalarını rica eder. Korkutucu köprüde olan erkekler, sorulara cinsel içerikli cevaplar vermeye ve anket bittiğinde muhabirle iletişim kurmayı denemeye daha meyillidir. Bu da bu köprünün, erkeklerde (bilinçsizce) muhabiri daha çekici gibi gösterecek şekilde vücut reaksiyonlarını yarattığını gösteriyor.

Ama bu duyguların iş başında olduğunu nasıl kanıtlayabiliriz? Duyguların etkilere sahip olduğunu biliyoruz. Örneğin, iyi bir ruh halindeysek her şey daha güzel gelir. Bir duygunun tahmin edilen etkisinin gözle görüldüğü ama bu duyguyu gözlemlediğimiz insanların bilinçli bir şekilde hissedilmiş bir duygu rapor etmediği bir durum bulursak işte o zaman doğru yoldayız demektir.

University of California ve University of Michigan psikologları Piotr Winkielman ve Kent Bridge de bu konu üzerinde araştırmaya koyulmuştu. 2004 yılında yaptıkları deneylerde insanlara sübliminal bir şekilde-o kadar hızlı ki gördükleri şeyin bilincinde olmadan- üzerinde mutlu ve üzgün yüzler olan fotoğraflar gösterdiler. Sonra deneklere limonlu bir içecek getirip onu içtikten sonra değerlendirmelerini istediler. Nasıl hissettiklerini sorduklarında ise, mutlu yüz fotoğrafı gösterilen denekler içeceği diğer deneklerden daha iyi buldu ve hatta daha fazla içmek istediler!

Neden mutluluğun bu bilinçsiz şekli bizi etkiliyor olabilir? “Evrimsel ve sinirbilimsel açıdan bakarsak bazı duygusal tepkilerimiz biz farkında olmadan da var olabilir” diyor Winkielman ve Berridge. “Evrimsel bakış açısıyla, bilinçli hislere sahip olma kabiliyeti büyük ihtimalle sonradan öğrenilmiş bir edinim.”

Duygular, eskiden bilinçli farkındalık olmadan da işlevini yerine getiriyorsa bu hala nasıl yapabildiklerini açıklar. Psikologların dediğine göre, duyguların asıl işlevi organizmanın hayattaki iyi ve kötü şeylere doğru tepki vermesini sağlamak ve bunun için de bilinçli hislere her zaman gerek duyulmayabilir.

2005 yılında yapılan bir araştırma ise insan beynindeki bilinçli ve bilinçdışı ya da sübliminal ve süpraminal korku arasındaki farkı ortaya koymuş oldu. Araştırmacılar “otomatik ve hızlı bilinç kontrolü” dedikleri şeyin korkuyu takip eden travmanın altında yatan mekanizmaları anlamaya yardım edebileceğini düşünüyor.

Bilinçsiz duyguların mantıksız olarak düşünülmesi sizce de garip değil mi? Sonuçta, kim birinin kızgınca “Ben kızgın değilim!” diye bağırdığını duymamıştır ki?

Yazan: Jim Davies
Çevirmen: Berfin Bulut
Kaynak: nautil

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.

Bizi takip edin