Munch, halüsinasyonu sağlıklı yaratıcı süreçlerle muazzam bir sanat eseri haline dönüştürdü.

Edvard Munch (1863-1944), Ekspresyonist Sanat Hareketinin kurucularından biriydi. Günlüğünde, 1891 yılında yaptığı ve çevirisi “Çığlık” ya da “Boğuntu” olan resmi hakkındaki ilk kavrayış anını şu şekilde açıklamıştır:

“İki arkadaşımla birlikte yol boyunca yürüyordum. Sonra güneş battı. Gökyüzü aniden kan kırmızısına dönüştü ve melankoli dokunuşuna benzer bir şey hissettim. Hâlâ ayakta duruyordum, korkuluklara yaslandım, ölü gibi yorgundum. Mavi siyah fiyortun üstünde, şehir kan dalgalarından damlayan bulutlara asılıydı. Arkadaşlarım gitti ve göğsümde açık bir yarayla korkarak tekrar durdum. Doğanın içinden büyük bir çığlık deldi geçti.”

Açıkça görsel bir halüsinasyon olan bu deneyim, 18 ay boyunca üzerine çalışılarak, Munch tarafından yaratıcı bir şekilde sanat eseri haline getirildi. (Dönüşümün aşamaları resimler eşliğinde gösterilmiştir.) Halüsinasyondan hemen sonra Munch’ın yaptığı ilk çizimde, mesafe olarak uzakta, profilden, bir köprü üzerinde eğilmiş, gökyüzüne ve küçük gölde bir tekneye bakan yalnız bir adam vardır.

Bir sonraki versiyonda, hala profil olarak görünen, eğilmiş yalnız bir adam, sahnenin ön kısmında tasvir edilmiştir ki daha sonra hem göle hem de resmin alılmayıcısına daha yakın görünecektir. Bir sonraki karakalem tasvirinde, yuvarlak melon şapkalı, profilden, göle bakmaya devam eden bir adam yerleştirilmiştir. Şapkanın bu yuvarlak şekli, tamamlanmış resimde, gökyüzünün ve insan vücudunun kavisli çizgilerinde nihayet vurgulanmıştır. Bu çizimi takiben iki tane kalem ve mürekkep taslağı daha yapmıştır.

Birinde, yuvarlak şapkalı daha önce olduğu gibi aynı pozisyonda resmedilirken, diğerinde adam ilk kez öne doğru bakarken gösterilmiştir. Bu değişim, profili çevirmek ve tek başına gözlemlemek yerine, doğa manzarasının hem içinde hem de ona bağlı olan adamın gösterilmesi açısından kritik ve yaratıcı bir değişiklik oluşturmuştur. Son versiyonda ilk olarak bir litografi ve daha sonra bir resim olarak yapılmış, şapkasız ama yuvarlak kafalı karşıya bakan adam, hem kırmızı gökyüzünde hem de erkeğin bedeninde farklı odaklı ancak benzer yuvarlak şekillerle, oval açık ağzıyla çığlık atarken tasvir edilmiştir. Munch böylece çığlık atan adamı sahneye görsel olarak entegre etmiş ve evrensel bir metafor türü, “doğanın çığlığı”nı ya da “insan ve doğanın çığlığı”nı gösteren bir resim üretmiştir.

Son üç adım, yaratıcı bir homospatial sürecin kullanımını gösterir. Yani iki ya da daha fazla ayrı varlığı aynı zihinsel yapılanmış alanda üst üste binmiş halde kavramak; yeni kimliklerin eklemlenmesine yol açan bir anlayış. Sanatçı, doğa manzarasıyla ön tarafa bakan yuvarlak şapkalı adamı yan yana koymuş ve sonra kompozisyonun gerektirdiği gibi, o adamın görüntüsünü sahnenin aynı alanına zihinsel olarak üstüste bindirmiştir. Böylece baş, ağız, gökyüzü ve vücudun yuvarlak şekillerini ve insanı doğayla bütünleştiren etkileyici görünümü geliştirmiştir.

Sanat eseri, görsel bir halüsinasyonun yaşattığı psikotik deneyim ile başlamış olsa da, sanatçının bunu yaratıcı bir şekilde işine dönüştürmesi ve anlamlı yeni ve değerli bir sanat eseri üretmek için bir yılı aşkın bir süre düşünmesi gerekliydi.

Munch’taki gibi görsel sanrılar yaygın olarak psikotik hastalıklarda görülür ancak bunları sanata dönüştürmek için sağlıklı yaratıcı süreçler gereklidir. Görüntülerin üst üste bindirilmesini içeren homospatial süreç, bilinçli, kasıtlı bir biliş biçimidir ve patolojik durumun bir ürünü değildir. Fikirlerin ve deneyimlerin duyusal ve duygusal temellerini ifade etmek için yenilikler ve birleştirmeler meydana getirmek için kullanılır, “Çığlık” örneğinde olduğu gibi.

Yazan:  Albert Rothenberg            
Çeviren: Gözlem Küçük
Kaynak: psychologytoday

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Tiyatro Oyunculuk Bölümü lisans; Tiyatro Anasanat Dalı yüksek lisans; Masaryk Üniversitesi Theatre and Media Studies bölümü yüksek lisans mezunu. Yarım kalan doktora sürecinde 2 yıl mesleki metin çevirileri yaptı. Akademik hayatı süresince yurt içi ve yut dışı çalışmalar yaptı. Oyunculuk alanında da ödüllere sahip. Tiyatro, sanat tarihi, sanat felsefesi ve güncel olan her şeyle ilgilenmeye çalışıyor.