Lütfen Lütfen Lütfen Lütfen Lütfen
Lütfen Lütfen Daha Az Haiku
Lütfen Lütfen Lütfen Lütfen Lütfen

Nisan ayı Ulusal Şiir Ayı olduğu için, son birkaç haftamı ilkokullarda konuşma yaparak harcıyordum. Her okulda çocuk şiirleri kitabımdan şiirler paylaşıyorum, deneyimli bir konuşmacı olarak benim için oldukça zorlayıcıydı, aynı zamanda coşkumu yıllarca yeteri kadar muzdarip olmuş çocuklara da yansıtmaya çalışıyorum. Ayrıca öğrencilere son zamanlarda sınıfta şiirle ilgili bir etkinlik yapıp yapmadıklarını sordum. Her bir okulda duyduğum cevap, evet; haiku oldu.

(Haiku, birçok farklı kültürden şairi etkileyerek, dünya şiiri biçimini almış, Japon edebiyatı kökenli bir şiir türüdür. Türkçe “eğlenceli mısra” anlamına gelir.)

Benim kendi koleksiyonumda haikular yer almıyor. Fakat kitabımın arka kapağında farkında olmadan buna yakın bir yazı var: ‘Çocuklar, şiirden nefret ettiğinizi mi düşünüyorsunuz? Bu kitap tam size göre.’ Bu yazıyla ilgili karışık hislerim var ve sırf bu yazı korkunç bir haiku olduğu için değil. Bir yandan evet bu kitap tam sizin için, lütfen satın alın diyorum. Diğer yandan düşünüyorum, çocuklara ‘Bu şiirden nefret etmeyeceksin’ dediğimiz zaman onlara şiirlerden daha çok nefret etmelerini mi söylüyoruz?

Bu durum bana klasik ebeveyn davranışlarını hatırlatıyor, ‘Sebzeleri sevmeyebilirsin ama bu lezzetli. Dene bir.’ Benzetecek olursak şiir ne zaman edebi bir brokoli haline geldi? Sıradaki ne? Çocuklarımızın kulağına bir sone okuyarak ve neşeyle ‘Uçak geliyor’ demek mi?

Çocukların şiirden nefret ederek doğmadıklarına eminim. Onların etrafı henüz erken yaşlarda kreş tekerlemeleriyle, resimli kitaplarla ve tilkinin ne dediği ile ilgili saçma şarkılarla sarılmıştı. Peki, ne oldu? Bu soru çocukların okullarda şiirle nasıl tanıştıklarını ve diğer konuların onlara nasıl öğretildiğini düşünmemi sağladı.

Sanata parmak boyası ve malzemeleri araştırmayla başlarız. Yazı yazmaktaki trend, yaratıcı yazmaktır: yeni yazar olduğunuzda herhangi bir şeyi yazmanızın yanlış bir tarafı yoktur. Matematikte, aslında halen havalı görünmesine rağmen Singapur matematiğini anlamış değilim, bunu şimdilik görmezden gelin. Ve sporda herkesin temelini bildiği T-ball oyunu gibi, resmi skorları da yoktur (çocuklarım oynarken resmi olmamasına rağmen kimin kazandığını biliyordum). Neredeyse her alanda amaç ayrıntıları görmezden gelmek ve gerçek anlamda parmak boyamayla çocukların ellerini kirletmesine izin vermektir, çünkü ustalıktaki ilk adım güven kazanmak ve deneyim elde etmekle başlıyor. Kurallar için endişelenmeden onlara etrafta oynamalarını ve keşfetmelerini söyleriz.

Ve şiirde? Haikular yazarız.

Sağ ellerde haikular, kesinlikle kendi ellerimin yer aldığı kategoriden bahsetmiyorum, üstün olabilirler. Fakat aynı zamanda Haikular olağanüstü derecede zekicedir. Sessizce, insan tecrübesi ve doğa arasındaki çizgiyi çizmek kolaydır ama bunu doğru şekilde yapmak zordur. Haikuların ilkokullarda basit formatlı olduğundan popüler olduğunu düşünüyorum. Doğru. O zaman ‘Andre ile akşam Yemeği’nin basit bir formatı var, ama tahminin şöyle ki bu 9 yaş doğum günü partisinde oynanmaz.

Ayrıca öğretebilmek için şiirlerin tazeleyici şekilde basit olmaları gerekir. Çoğu eyalette öğretmenler bugünlerde zar zor daha fazla yardım fonu talebinde bulunmak için uğraşıyorken şiir metodolojimiz üzerine düşünmekten daha önemli konular var.

‘Eğer çocuklara şiirlerin yapısal olmaktan ziyade yaygın olduğunu düşünmelerine yardım edebilirsek şiirlerde ne kadar anlaşılacak yön olduğunu keşfedebilirler.’

Yine de benim düşünceme göre aileler ve okullarını finanse eden üç ya da dört bölge var. Daha büyük bir kaynak olmadan haikular, akrostişler gibi şiirleri sadece prefabrik bir yapı olarak deneyimlemek öğrencilere sadist bir şeytanın İngilizceyi daha da karışık ve rahatsız edici hale getirdiğini hissettirebilir. “Şiir: düzenli bir yazı gibi fakat daha fazla kuralla yazılandır.” Hiç şüphe yok ki bazı çocuklar dayanamayacaklarını bildikleri için şiirden nefret ettiklerini düşünmekten zevk alırlar.

Konuşmalarımda şöyle bir yaklaşımla çocuklara şiiri neredeyse zıt kutuplarla düşünebileceğimizi söyledim: Standart dilbilgisinden daha fazla kuralları olan bir biçim yerine, şiir yazmayı kurallardan bağımsız düşünsek nasıl olur? Standart dil bilgisi kuralları, uygun cümle yapısı endişesi olmadan, eğer E.E. Cummings’seniz, shift tuşunu kullanmaktan bile rahatsızlık duyuyorsanız, çok yönlü ve güçlü İngilizce kelimelerin aniden nasıl değişken olabileceğine bir bakın.

“Kural yok” dediğimi not edin. Bomba atan bir anarşist de değilim. Ritm, ölçü ve duygular şiirin erken öğrenme aşamasında bile halen göz önünde bulundurulması gereken öneme sahiptir. Önemli olan nokta, çocuklara hece planlarını vermek yerine, onlara diğer konuları keşfetmelerine izin vereceğimiz yol, çocukların parmak boyalarıyla oynar gibi kelimelerle oynama şansını vermektir.

Eğer çocuklara şiirin kısıtlayıcı olmaktan ziyade geniş olduğunu düşünmelerine yardım edersek onlar şiirde keşfedilecek ne çok yönün olduğunu anlayacaktır. Dr. Seuss ve Lewis Carroll anlamsız kelimeleri mantıklı hale getirecek eğlenceli bir yol buldular. Nikki Grimes kişisel hisleri evrensel kılabilecek betimlemeler kullanıyor. John Grandits çizgi ve illüstrasyon arasındaki çizgiyi ustaca karıştırıyor, bu örnekteki şiir kavramının karşılığı resimdir. Kwame Alexander’ın yansıma sözcük kullanımı okuyucuya yüreklendirici bir hisle çevrelendiğini hissettiriyor. Şiirin sonsuz biçimleri vardır, seçeceğiniz biçim ne iletmek istediğinize bağlıdır. Benim şiir kitabım bu yazarların kitaplarına kıyasla çocuk menüsü üzerindeki karalamalar gibi kalıyor.  Şiirlerimdeki tasvirler develer ve kurt adamlar gibi şeylerle sınırlı. ‘Sevgi’ sözcüğünün akrostişi, klasik bir biçime yakın olan tek şiirim.

Fakat çocuklara bahsettiğim kitabım, çocuklarımla oynamaya karar verdiğimde onları güldürürken ve başlarını okşadığımda kurallar hakkında endişelenmeden yazdığım şiirlerle dolu. Bir şiir daire içinde yazılır bu da şirinin sonsuza kadar devam edeceğini gösterir. Başka bir şiir ters şekilde yazılır. Başka bir şiirde paradokslar vardır (O gece güneş dondurucu şekilde sıcaktı).

Kitabın yapısıyla oynamayı bile denedim. Anlaşılan sayfa numarası 8 sayısının varlığını unutmuş bazı insanlar tarafından yapıldı. Her şiir koleksiyonu kitabında şiir dizini bölümü vardır. Ben ayrıca şiir kitabına koyulacak kadar iyi olmayan şiirler için de ek bir başlık ekledim. Başka bir başlık, ‘Dünyadaki tembel sanatçının Alfabe Kitabı’. Alfabe kitabında, sanatçının her bir sayfa için aynı karamaları kullandığı ve sadece farklı şekilde etiketlenmiş olduğu 26 sayfa var.

Bütün bunlar teknik olarak şiir mi? Muhtemelen değil. Gerçekten onlar benim kendi parmak boyalarımla yazılmış şiirlerim.

Çocuk şiirleri komik olmaya çalıştığı için bazen kabul görmez. Kahkaha insanın diğer insanlarla paylaştığı ilk sosyal deneyimlerden biridir. Daha önemlisi kahkaha bir duygu geçididir, eğer birini güldürebilirsen onu rahatlatmış olursun ve onunla aranda güven inşa edersin ve buradan diğer duyguları da keşfetmek daha kolay olur. İşte bu yüzden her düğün kadeh kaldırırken insanların tuhaflaşmaya başlamadan önce içmesi gerektiği şakasıyla başlar. Kahkaha ilişki kurmanın en kolay yoludur, mesela yazar ve okur arasındaki gibi. İşte bu yüzden konuşmalarıma kitabımdan komik birkaç şiirle başlıyorum. Çocukların öncelikle şiire gardları düşüyor ve sonra yavaşça daha ciddi şiirleri okuyabiliyorum (Dışardan utangaç gözüküyorum fakat kafamın içinde oldukça dışa dönüğüm). Brokoli analojisine geri dönecek olursak eğer onları mizahla iyice pişirirsek ciddi duyguları keşfetmeyi daha kolay hale getirebiliriz.

Betimlemelerde iyi olmadığımı söylemiştim.

Dünyada daha fazla şaire cesaret vermek riskiyle bir betimleme daha deneyeceğim, bu benim için daha fazla rekabet demek. Umarım okullara şiir getirdiğimizde, çocukların kelimeleri düzenleme üzerinde oynayacaklarından emin olabiliriz. Ölçüyle, kelimeleri düzenlemekle, uyaklarla ve aliterasyonlarla ve bir yazarın elindeki tüm farklı araçlarla ilgili keşfedilecek çok şey var. Eğer etrafta biraz dolaşırlarsa kendilerini mükemmel hissettirecek yeni yazım yolu keşfedebilirler. Aynı zamanda resimle çizilen bir şiir olabilir, ya da her kelimesinin aynı harfle başladığı bir şiir, ya da hayattan bir parça gösteren şiir.

Evet haiku bile olabilir.

Yazar: Criss Harris
Çevirmen: Elif Kaya
Kaynak: lithub

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. 

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.