67 yaşındaki ihtilaflı filozof Slavoj Žižek, kötü bir baba olmakla ilgili düşüncelerini, daha da agresif oluşunu, yazmanın hayatını nasıl kurtardığını anlatıyor.

Aslında hepimiz kötü, bencil ve iğrenciz. İşkenceyi düşünün mesela. Gerçekçi bir insanım ben, eğer kızım olsa ve biri onu kaçırsa, kaçıranın bir arkadaşını bulurum, ona işkence etmem de diyemem.

Zamanla daha da agresif oldum. Bazıları benim sağ kanata daha yakın olduğumu söylüyor ki bu kesinlikle doğru değil. Mülteci sorununa bakarsak, koruyucu moddan çıkmalıyız: “Onlar sıcakkanlı insanlar,” derken mesela. Hayır, tıpkı bizim aramızda olduğu gibi onların arasında da katiller var. Liberal sol, mülteciler hakkında kötü bir şey yazmayı yasak etmiş durumda, bu da göçmenlere karşı sağın tekelleşmesiyle sonuçlanıyor.

İyi bir baba değilim. İtibarımı korumaya çalışmakta otomatik olarak direndiğim saçma bir şey var. Oğlum, kendini otoritemi baltalamakla özdeşleştirmiş durumda. Kendisi 14 yaşındayken, ona çok kızıp Slovakça çok ağır bir küfür ettim: “Köpek anneni b…” Bana dönüp cevap verdi: “Bu 15 yıl önce yaşandı, zaten ben de öyle doğdum.”

Arkadaşlarım bana Fidel diyor. Bunu politik nedenlerle değil, çok konuştuğum için söylüyorlar. Bir kere Küba’yı ziyaret etmiştim, televizyonda Fidel Castro bir görüşmeye girerken gösteriliyor ve şöyle diyordu: “Yoldaşlarım, beş dakikalık bir değerlendirme yapacağım.” Yatmaya gittim ve beş saat sonra uyandığımda hala konuşuyordu.

Politik olarak düzgün olan böbürlenmeden nefret ederim. Siyahi arkadaşlarla birlikteyken, politik olarak düzgün beyaz arkadaşların tersine, gerçek bir bağ kurarım. Nasıl mı? Açık saçık öyküler ve şakalarla. Yabancı bir ülkeyi ziyaret ettiğinizde ilginç yemekler ve müziklerle alakalı oyunlar oynarsınız ama nasıl gerçekten arkadaş canlısı olabilirsiniz? Biraz müstehcen konuşarak.

Tek gecelik ilişkiyi beceremem. Benim şehrimde, Ljubljana’da, hangi kadınlarla yattığımı kesin olarak söyleyebilirsiniz çünkü onlarla evlendim.

IŞİD’i sevdiğimi söylemek korkunç bir şey olurdu. Fakat postmodern, akışkan kimliğiyle organizasyonuna bakın. İslam’ın temelde özgürleştirici bir eğilimi var; muhteşem bir Müslüman felsefe tarihçisi Aquinas’ın İbn-i Sina gibi İslami şairlerin etkisi altında kalarak Aristotle’ı yanlış yorumladığını söylüyor ki bu kişi modernite, eşcinsel hakları gibi kavramların önünü açıyor.

Ebeveynlerim beni sıkmazdı ama dayatmacılardı. Onları sevmedim. İkisi de gece vakti hastanede öldü ve bunu ertesi gün bilgisayarımın başında çalışırken öğrendim. Şöyle dedim: “Elden gelen her şey yapıldı mı? Tamam, teşekkürler,” ve çalışmaya devam ettim. Tamamen soğuktum – bir yerde bir hata vardı. Tabii böyle olduğu için kendimi kutlamıyorum.

Hollywood her şeyi biliyor. Elysium ya da Açlık Oyunları gibi distopyalara karşı zaafım var. Bence gerçekten bunlar muhtemel geleceklerimizden biri. Günümüzde gençler büyük bir felakete karşı hazırlıklı olmalılar ama sağlam düşüncelere, yerel günlük uğraşılara açık olmalı ve ahlakçılığa kaçmamalı.

Yazmak hayatımı kurtardı. Yıllar önce bazı özel aşk problemlerim yüzünden birkaç hafta intihar modunda takıldım. Sonra kendime şunu söyledim: “İntihar edebilirim ama bitirmem gereken bir yazı var. Önce onu bitireyim, sonra kendimi öldürürüm.” Sonra başka bir yazı sonra başka bir tane diye diye bugünlere kadar geldim.

Yazar: Katie Forster
Çevirmen: Özge Mete
Kaynak: The Guardian

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.